Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/33738 E. 2020/12215 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/33738
KARAR NO : 2020/12215
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıkların beraatine ilişkin hükümler katılan vekili ve vekalet ücretiyle sınırlı olmak üzere sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kırsal alanda sosyal destek projeleri kapsamında … Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifine üye 100 kişiden her birine 9.745,30 TL kredi verildiği, kredinin ilk diliminin 4.255,30 TL olmak üzere 09.10.2006 tarihinde, ikinci diliminin ise 5.490,00 TL olmak üzere 12.01.2007 tarihinde akdedildiği, bu köyde mukim olan sanık …’ün ortaklık sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, aynı zamanda kooperatiften inek almadığını ve krediden yararlanmadığını iddia ederek kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine itiraz ettiği, sanıklar … ve …’ün eylem ve fikir birliği içerisinde baştan beri alınan bedeli geri ödememek dolayısı ile dolandırıcılık kastıyla hareket ederek ortaklık sözleşmesine sahte imza atmak suretiyle üzerlerine atılı suçları işledikleri iddia olunan somut olayda;
1)Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun, 5237 sayılı TCK’nın 204. maddesinde öngörülen cezasının miktarı ve üst sınırı itibarıyla tabi olduğu aynı kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıl olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 12/01/2007 tarihinden inceleme tarihine kadar olağanüstü dava zamanaşımının gerçekleştiği anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2) Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanıkların inkara yönelik savunmaları, katılan beyanı, tanık anlatımlar, suça konu ortaklık sözleşmesindeki sanık … adına atılan imzaların sanık … ve babası sanık …’ün el ürünü olmadığına ilişkin 18/02/2013 tarihli kriminal raporu ile 27/06/2014 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların cezalandırılmasını gerektirir kesin, somut, inandırıcı delil bulunmadığı kabulü ile verilen beraat hükümlerinde ve kendisini aynı vekille temsil ettiren sanıklar lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin suçun sübut bulduğuna ilişkin, sanıkların müdafinin ise sanıklar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 15/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.