Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/780 E. 2017/20276 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/780
KARAR NO : 2017/20276
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre dolandırıcılık), resmi belgede sahtecilik (değişen suç vasfına göre özel belgede sahtecilik)
HÜKÜM : a-TCK’nın 157/1, 52/2-4, 53, 58. maddeler gereğince mahkumiyet
b- TCK’nın 207/1, 53, 58. maddeler gereğince mahkumiyet

Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, tamamen sahte olarak oluşturulan çeki mağdura verip hayvan aldığı, çekin bankaya ibrazında tamamen sahte olduğunun belirlendiği, böylece sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ve ekspertiz raporu ile dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin suçun sabit olmadığı gerekçesine dayanan temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11/07/2014 tarih ve 2013/15-782 Esas ve 2014/355 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere çekin hile unsuru olarak kullanılmasının daha ağır bir cezayı gerektirmesinin nedeni mağdura bakan yönüdür. Yasal unsurları eksik ya da tümden sahte oluşturulmuş bir çek kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçlarında da, bankanın bir maddi varlığı veya böyle bir maddi varlığın bulunduğu algısı hile olarak kullanılmakta, mağdur “çek”e güvendiği için daha kolay aldatılmaktadır. Kaldı ki çekin unsurlarının eksik olması bankanın maddi varlığı olduğu olgusunu da değiştirmemektedir. Bu nedenle aldatma kabiliyetini haiz olması şartıyla çekin tümden sahte olarak oluşturuşmuş olması veya unsurlarının eksik olmasının suçun bu nitelikli halinin oluşumu bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Somut olayda, keşide yeri bulunmayan sahte çek nedeniyle, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, son maddesi gereğince mahkumiyeti yerine suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurularak eksik ceza tayini,
Kabule göre de; temyiz dışı sanık … hakkında, aynı mağdura yönelik eylem nedeniyle yapılan Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/116 Esas sayılı dosyasında yargılama sırasında ve 20/05/2009 tarihli duruşmada, mağdurun, sanık tarafından zararının giderildiğini belirtmesi ve sanıkla iştirak halinde suçu işleyen temyiz dışı sanık … hakkında TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanmış olması karşısında, ilgili dava dosyanın getirtilerek incelenmesi, mağdura, sanık veya sanıklar tarafından zararın tamamen veya kısmen giderilip giderilmediği, giderilmiş ise ne şekilde giderildiği, kısmi ödeme varsa; 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi kapsamında, bu kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.