YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5305
KARAR NO : 2021/1375
KARAR TARİHİ : 15.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : TCK’nın 155/1, 62/1, 52, 53.
maddeleri uyarınca mahkumiyet
Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dairemizin 12/06/2017 tarihli bozma ilamı üzerine dosyanın uzlaşma bürosuna gönderildiği ancak usulüne uygun uzlaşma teklifine rağmen tarafların uzlaşamadıkları belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın, müştekiden 25.09.2012 tarihinde bir aylığına kiraladığı… plakalı aracı süresinin bitmesine rağmen herhangi bir bedel ödemeksizin kullanmaya devam ederek güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 155. maddesi kapsamında yer alan “güveni kötüye kullanma” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nın 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Mahkeme tarafından kurulan ilk hükümde sanığın 5 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 3.000 TL adli para cezasına çevrilmesine ve hapis cezasından çevrilme 3.000 TL adli para cezası ve gün adli para cezasından çevrilme 500 TL adli para cezasının ayrı ayrı infazına karar verildiği, bu hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve Dairemizin 12/06/2017 tarihli ilamı ile uzlaştırma işlemleri uygulanması gerektiği gerekçesiyle sair hususlar incelenmeksizin bozulmasına karar verildiği, aleyhe temyiz bulunmaması karşısında; uzlaşmanın sağlanamaması üzerine yapılan yargılama sonunda kurulan yeni hükümdeki cezanın, sanığın aleyhine ilk hükümdeki cezasından daha ağır olamayacağı gözetilmeden; temyiz incelemesine konu son hükümde, sanığın 5 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek sanığın kazanılmış hakları gözetilmeden CMUK’nın 326/son maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 15/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.