Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2020/5882 E. 2021/6214 K. 27.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5882
KARAR NO : 2021/6214
KARAR TARİHİ : 27.05.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : 1-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat
2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, TCK’nın 204/1, 43/1 ve 53 maddeleri uyarınca mahkumiyet (ayrıca sanığın … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/279 Esas 2013/402 Karar sayılı ve kesinleşen dosyasında yine sahte çek düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan sonuç olarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı anlaşıldığından mahkemece verilen 3 yıl 9 ay hapis cezasının sanığın kesinleşen 1 yıl 8 ay hapis cezasının düşülerek sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılması)

Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmü O yer Cumhuriyet savcısı tarafından; resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmü sanık müdafisi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanığın, suça konu Fortis Bank … …Şubesine ait 10/08/2009 keşide günlü 10.000 TL tutarlı keşidecisi … Tekstil San. İç ve Dış Tic. Ltd. olarak görünen çeki, yetkisi olmadığı halde sahte olarak düzenleyip,…Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. adına ciro ettikten sonra, suça konu çekte ikinci ciranta olarak görünen …Tekstil Konfeksiyon isimli işletmeye ticari ilişki gereği verdiği, çekin ciro silsilesi yoluyla şikayetçi …’e geçtiği, katılan … tarafından Akbank … Şubesine ibraz edildiği, banka tarafından karşılığının olmadığına dair çek arkasına şerh verildiği, şikayetçi vekilinin karşılıksız çek düzenlemek suçundan keşideci şirket yetkilisi hakkında şikayetçi olması üzerine yapılan soruşturmada, çekin şirket yetkilisi olan … tarafından düzenlenmediğinin, sanık tarafından düzenlendiğinin tespit edildiği, böylece sanığın sahte çek düzenleyip kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
1-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Sanığın tüm aşamalarda “kendisi şirket kuramadığı için tanık … adına kurdukları ORK Tekstil Şirketinin gerçekte yöneticisinin kendisi olduğunu, işleri fiilen kendisinin yürüttüğünü, tanık …’ın bankadan aldığı çek yapraklarını kendisine verdiğini, aralarındaki sözlü anlaşmaya binaen çekleri kendisinin keşide ettiğini, çekteki imzanın kendisine ait olduğunu, borcu kabul ettiğini, ekonomik durumu bozulduğu için çek bedelini ödeyemediğini” savunması, tanık …’ın da yargılama aşamasında sanığın bu beyanlarını doğrulaması, şirketin kendi adına kurulduğunu ancak gerçek sahibinin sanık olduğunu, bankadan aldığı çek karnesini götürüp sanığa teslim ettiğini beyan etmiş olması, sanığın çeke konu borcu kabul edip, tahsili için icraya konmasına rağmen imzaya ya da borca itiraz etmediği, dolayısıyla sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine yönelik savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; O yer Cumhuriyet savcısının suçun sabit bulduğu gerekçesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Sanığın, tanık Yusuf’un yetkilisi olduğu şirkete ait çeki keşide ederek tedavüle koyduğu, ancak ekonomik durumunun bozulması nedeniyle çek bedelini ödeyemediği; sanığın aşamalardaki savunmalarında çeke konu borcu kabul edip, imzaya ve de başlatılan icra takibine itiraz etmediği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine imzanın taklit edilmesinde zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden kastın varlığının ileri sürülemeyeceği, rızanın açık olabileceği gibi zımni de olabileceği, bu rızaya dayanarak başkasının imzasının atılmasında sahtecilik kastının varlığının kabul olunamayacağı cihetle; sanığın sahtecilik kastıyla hareket etmeyip, üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla; sanığın beraatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesi,
Kabule göre de;
a-) Dairemizin 04/11/2015 tarih ve 2013/15901 Esas, 2015/30803 Karar sayılı bozma ilamına konu edilen ilk hükümde, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl hapis cezasına hükmolunduğu ve bu hükmü sadece sanık ile müdafisinin temyiz ettiği dikkate alınarak, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın korunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında yazılı şekilde 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini,
b-) Uyulmasına karar verilmiş olan Dairemizin 04/11/2015 tarih ve 2013/15901 E., 2015/30803 K. sayılı sayılı bozma ilamında; zincirleme suç kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması gerektiği belirtilen dosyalardan biri olan, … 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/359 E., 2011/41 K. sayılı dosyasında suç tarihinin 08/08/2009 olup çekin suçu konu çek ile aynı banka hesabına ait olduğu anlaşıldığından; … 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/359 E., 2011/41 K. sayılı dosyasına konu resmi belgede sahtecilik suçunun da zincirleme suç kapsamında kalıp kalmadığının mahkemece gerekçeli kararda tartışılması zorunlu olduğu halde, bu konuda bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.