Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2021/4360 E. 2021/4401 K. 19.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4360
KARAR NO : 2021/4401
KARAR TARİHİ : 19.04.2021

Dolandırıcılık suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl hapis ve 3.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/01/2018 tarihli ve 2017/247 esas, 2018/19 sayılı kararı aleyhine, Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16/02/2021 gün ve 94660652-105-58-12520-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/03/2021 gün ve 2021/22893 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki,
Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez.” şeklindeki,
Aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, “Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez.” şeklindeki,
Anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, “uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır.” şeklindeki,
Bahsi geçen Yönetmeliğin 29/5. maddesinde yer alan, “Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.” şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın mernis adresinin tespitini yaparak, mernis adresi ile bilinen en son adresin aynı olduğunun anlaşılması halinde 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, mernis adresinin farklı bir adres olduğunun anlaşılması durumunda ise mernis adresine aynı Kanun’un 10/1. maddesi gereğince tebligat yapılması gerektiği,
Dosya kapsamına göre, 07/04/2017 tarihli uzlaşma raporuna göre müştekinin 3.500,00 Türk lirası ödeme yapması halinde uzlaşmayı kabul ettiği, ancak sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine PTT marifetiyle çağrı mektubu ve uzlaşma teklif formu gönderildiği ve 28/03/2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu 21/2. maddesine göre tebligatın yapıldığı, tebliğ mazbatasına göre adreste bulunan sanığın babasının beyanına göre tanınmadığı/taşındığı şeklindeki matbu ibareyle anılan Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı, bu halde sözkonusu matbu ibareye göre sanığın adreste bulunmama sebebinin tespit edildiğinden bahsedilemeyeceği ve yapılan tebligatın usulsüz olduğu, usulsüz olarak yapılan tebligata dayalı olarak uzlaşma sağlanamadığı şeklinde düzenlenen rapor esas alınarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/6. maddesi ve bu maddeyle aynı doğrultuda düzenleme içeren Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 7/12 ve 31/7. maddeleri uyarınca, resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmeden muhakemeye devam olunacağı düzenleme altına alınmış olup incelenen dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmasından sonra, yapılan yargılama sırasında mahkemece 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik doğrultusunda uzlaştırma işlemleri için gereği yapılmak üzere dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, uzlaştırmacı tarafından düzenlenen 07/04/2017 tarihli uzlaştırma raporunda, hükümlüye uzlaşma teklif formu tebliğe çıkarılmasına karşın tebliğ tarihinden itibaren üç gün içerisinde herhangi bir müracaatta bulunulmaması nedeniyle uzlaştırma işlemlerinin neticelendirilemediğinin belirtildiği, daha sonra mahkemece tesis edilen mahkûmiyet hükmünün usûlüne uygun bir şekilde kesinleştirilerek infaza verildiğinin anlaşılması karşısında, hükümlünün kovuşturma evresinde beyan ettiği adresine uzlaştırma davetiyesi tebliğe çıkarıldığından ve yukarıda zikrolunan yasal düzenlemelerdeki koşul gerçekleştiği cihetle, uzlaştırma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından, dolayısıyla kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden, … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/01/2018 tarih ve 2017/247-2018/19 E.-K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 19/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.