YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/8199
KARAR NO : 2006/1041
KARAR TARİHİ : 27.02.2006
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davacı ve asli müdahil vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalı … vekili avukat …, davalı … vekili avukat …, davalı … vekili avukat …, davalı … vekili avukat …. Asli müdahil … Bankası A.Ş. vekili ve davalı … vekili gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davalıların murisi … ile 564 ada 143 parsel ve 59 ada 2 parselde tapuya kayıtlı taşınmazlarla ilgili olarak 9.2.1981 tarihli kira sözleşmesinin yapıldığı daha sonra kira sözleşmesi feshedilerek 27.12.1990 günlü yap-işlet-devret sözleşmesinin yapıldığını ancak karşı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 3.3.1992 tarihinde keşide edilen ihtarname ile sözleşmenin feshedilip 2 ay içinde taşınmazların kendilerine teslim edilmesi istenildiği halde buna uyulmadığı iddia edilerek 3.5.1992 tarihinden dava gününe kadar olan 18 aylık dönem için davalılar tarafından yapılan ödemeler düşüldükten sonra 6.774.889.804 liranın birleştirilen dava dilekçesinde de aynı taşınmazlar için 9.11.1993-31.12.1997 dönemi için 118.228.892.262 lira ecrimisilin tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece açılan muarazanın önlenmesi davasında taraflar arasındaki sözleşmenin halen yürürlükte bulunduğu kabul edilerek verilen kararın kesinleşmiş olması gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddine dair verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalıların murisi arasında düzenlenmiş 9.2.1981 tarihli sözleşme ile taraflar arasında kira ilişkisi kurulduğu, daha sonra aynı taşınmazlara ilişkin olarak yapılan 27.12.1990 tarihli yap-işlet-devret sözleşmesi ile daha önce yapılan kira sözleşmesinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır.
Yanlar arasında görülen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1993/1343 E., 1997/1069 karar sayılı muarazanın men’i davasında mahkemece yap-işlet-devret sözleşmesinin kira sözleşmesini de içerdiği, kiracılık hususunda da bir muarazanın oluşmadığı kabul edilerek dava reddedilmiş ise de, bu karar Dairemizin 6.4.2000 tarih ve 2000/235-1644 sayılı ilamı ile davalının feshe karşı koyarak muaraza yarattığı davacının da feshe karşı çıkılarak yaratılan bu muarazanın giderilmesini istediği, dava dilekçesinde “eda” istemli bir talebin bulunmadığı, eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılması durumunda hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle ve mahkemenin gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmıştır. Bu nedenle açılan bu davada verilen karar ile taraflar arasındaki sözleşmenin halen yürürlükte olduğu kabul edilmiş sayılamaz. Zira dava işin esasına girilmeden hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmiştir.
O halde ecrimisil istemi ile açılan bu davada, davalının taşınmazı kullanmasının haklı bir nedene dayanıp dayanmadığının, başka bir anlatımla kullanımın haksız olup olmadığı araştırılmalıdır. Taraflar arasında düzenlenen 9.2.1981 tarihli kira sözleşmesi, 27.12.1990 günlü yap-işlet-devret sözleşmesi ile sona erdirilmiştir. Yap-işlet-devret sözleşmesi taşınmaz pay devrini içermediğinden tek taraflı irade beyanıyla ve bu irade beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla sona erdirilebilir. Davacı karşı yana göndermiş olduğu 3.3.1992 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve taşınmazı tahliye etmesi için 2 aylık süre verdiğini açıkladığına göre anılan sözleşmenin de feshedildiğinin kabulü gerekir.
27.12.1990 tarihli sözleşmeye konu edilen 2 parsel sayılı taşınmazda T … Bankası’nın da hissesi bulunmakta olup, bu hissedar sözleşmede taraf olmadığı gibi muvafakatı da alınmamıştır. O halde, yapılan bu sözleşme geçersiz bulunmaktadır. Davalının bu süre içerisinde bir kısım ödemelerde bulunmuş olması da onun kiracı olarak kabulünü gerektirmez.
O halde taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmadığı, davalının taşınmazı geçerli bir hukuki nedene dayanmadan kullandığı, taşınmazda fuzuli şagil durumunda bulunduğu ve ecrimisil ile sorumlu olduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, ecrimisil tazminatının en azının kira geliri, en çoğunun da tam kâr yoksunluğu olduğu dikkate alınıp, taşınmazın bulunduğu bölge, kullanma biçimi göz önünde bulundurularak konusunda uzman bilirkişi kurulundan alınacak rapor doğrultusunda hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır. Yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı kararın temyiz eden davacı … Bankası A.Ş. ve asli müdahil T.Halk Bankası A.Ş. yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacı T.Emlak Bankası A.Ş. ve asli müdahil T.Halk Bankası A.Ş.ne verilmesine, 27.2.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.