YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2245
KARAR NO : 2007/2324
KARAR TARİHİ : 10.04.2007
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili davada; davalının “…, … Mahallesi, … Sokak, No:33/1-45” adresinde bulunan … Apartmanındaki (13) numaralı dairesine (100 m2) alanlı çelik konstrüksiyon işinin (6.000,00) YTL götürü bedelle davacı tarafından yapımı için tarafların “sözlü” olarak anlaştıklarını; davacının işi yaparak teslim etmesine karşın davalının (300,00) YTL ödediğini ileri sürerek ödenmeyen (5.700,00) YTL.nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili 31.12.2004 tarihli cevap dilekçesinde özetle, davacının rahatsızlığını bildirerek işi …’e yaptırdığını ve bu şahsın da yevmiyeli olarak dört gün çalıştığını, (300,00) YTL yevmiyenin davacıyı muhatap alarak ona ödediğini, (100,00) YTL kalan borcunu gönderdiği halde davacının almadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafın savunması esas alınarak; yanlar arasında yapılan sözleşmenin götürü bedelli değil, yevmiye usulüne göre iş bedelinin kararlaştırılarak yapıldığı ve (100,00) YTL tutarında davacıya borçlu bulunduğu kabul edilerek, yazılı şekilde davanın kısmen kabulü ile (100,00) YTL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Az yukarıda özetle açıklanan taraf vekillerinin açıklamaları değerlendirildiğinde; bedeli uyuşmazlık konusu olan işin yapımı ile ilgili olarak taraflar arasında “sözlü” sözleşme yapıldığı açıklıkla anlaşılmaktadır. Çünkü, 31.12.2004 havale tarihli ve davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde; dava dışı … adlı kişiye işin davacı tarafından bizzat yaptırıldığı ve iş bedelinin ise, davacı muhatap alınarak ona ödendiği açıklanmak suretiyle, Borçlar Yasası’nın 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere, davacı ile davalı arasında sözlü de olsa niteliğince bir eser sözleşmesi olan akdî ilişkinin kurulmuş olduğu kabul edilmiştir. Belirtilen nitelikteki sözleşmenin yanlar arasında yapıldığı, mahkemece de kabul edilmektedir.
Eser sözleşmelerinde, bedel, yanlarca götürü olarak kararlaştırılabileceği gibi, yaklaşık olarak da saptanabilir; ya da, sözleşme yapıldığı halde bedel hiç kararlaştırılmamış olabilir. İş bedeli götürü olarak taraflarca kararlaştırılmışsa; yüklenici, eseri kararlaştırılan bedelle yapmak zorundadır ve eserin yapımı önceden tahmin edilenden daha çok çalışmayı ve gideri gerektirmiş olsa bile bedelin artırılmasını isteyemez (BK. md. 365/1). Bedelin önceden kararlaştırılmamış veya yaklaşık olarak taraflarca saptanmış olması durumunda ise, Borçlar Yasası’nın 366. maddesi hükmü gereğince, işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle iş bedelinin belirlenmesi gerekir.
Yapılan eserin bedelinin istenebilir olması zamanı ise, Borçlar Yasası’nın 364. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre, sözleşmede değişik bir düzenleme yoksa, eserin bedeli teslim zamanında ödenir. Ayrıca, eserin bedelinin parça parça tesliminde ödeneceği taraflarca sözleşilmişse, her parçanın bedeli onun teslimi zamanında ödenmek gerekir.
Özetle yapılan bu açıklamalardan sonra, somut olay değerlendirildiğinde; iş bedelinin yanlar arasında uyuşmazlık konusu olduğu ve yine işin kapsamına yönelik olarak da uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça savunulduğu ve mahkemece kabul edildiği üzere; iş bedelinin “yevmiye” usulüne göre belirlenmesi durumunda, yanlar arasındaki akdî ilişki “iş sözleşmesi” niteliğinde olur. Çünkü, yevmiye işçi ücretidir. Davalı, aralarında “iş akdi” kurulduğunu savunmadığına ve eserin parça parça yapılması da sözkonusu olmadığına göre, iş bedelinin “yevmiye” usulünce belirlenmiş olduğuna yönelik davalı savunması kabul edilemez. O halde, iş-eser bedelinin yanlarca belirlenmemiş olduğunun kabulü gerekmektedir.
Eser bedelinin, az yukarıda da açıklandığı gibi; Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi gereğince ve madde hükmündeki yöntemle belirlenmesi gerekirken; mahkemece, eserin götürü veya yevmiye usulüne göre yapılıp yapılmadığının kanıtlanması yükümlülüğünün davacıda olduğunun kabulü ile bu hususun ispatı için davalıya yemin önermesi gerektiğinin hatırlatılmasıyla davacı tarafından önerilen yemin, davalı tarafından eda edilerek, iş bedelinin “yevmiye” usulüne göre kararlaştırıldığını bildirmesi üzerine; iş bedelinin “yevmiye” olarak taraflarca kararlaştırılmış olduğunun kabulü doğru olmamış ve HUMK’nın 239 ve 354. maddelerine aykırı olmuştur. Çünkü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.10.1991 tarih, 1991/11-384 Esas ve 1991/543 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; ispat yükümlülüğü üzerinde olmayan tarafın, yemin teklif etmesi halinde, mahkemenin ispat yükümlülüğünün kendisinde olmadığını ve bu yükümlülüğü devralıp devralmayacağını açıkça sorarak kabul ettiği takdirde, bunu tutanağa yazdıktan sonra yemini eda ettirmesi gerekmektedir. Aksi halde, yemin teklifi ve yeminin eda edilmiş olması, hukuksal bir sonuç doğurmaz. Kaldı ki, iş bedelinin tutarı yemin delili ile de belirlenemez (BK. md.366).
O halde, mahkemece yapılacak iş; davacı yüklenicinin öncelikle yaptığını ileri sürdüğü işin kapsamının belirlenmesine yönelik olarak tarafların delillerinin toplanması ve gösterilen tanıkların yerinde keşif yapılarak bilgilerinin alınması ve uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre iş bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek iş bedelinden yapılan ödemenin mahsubuyla varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan tüm bu hususlar gözetilmeden mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 10.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.