YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2534
KARAR NO : 2007/6081
KARAR TARİHİ : 08.10.2007
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili avukat ile davalılar … İnş.Ltd.Şti. ve … … … vekili avukat …. Davalı … gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacılar davada; murisleri … ile yüklenici … İnşaat Tur.Gıda Hayv.Nak.Em.Taah.San.Tic.ltd.Şti. arasında 2.9.1998 ve 8.6.1999 günlü kat karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmeler uyarınca yüklenici şirkete isabet eden bağımsız bölümlerin satışı konusunda murisleri tarafından yüklenici şirketin yetkilisi olan davalı … … …’e 25.09.2002 günlü vekaletname verildiğini, vekaletname verilirken davalı vekilin yaşlı ve hasta olan murislerini hileye düşürüp kandırarak murise ait 960 ada 5 nolu parseldeki 16 nolu dubleks daireyi de satış yetkisi aldıkları bağımsız bölümler içine kattıklarını ve bilahare muvazaalı olarak diğer davalı …’a devrettiklerini, bu davalının da kötü niyetli olup diğer davalılarla işbirliği içinde bulunduklarını ileri sürerek 16 nolu bağımsız bölüm tapusunun iptal ve tescilini, bu mümkün görülmez ise fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere daire bedelinin faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmişlerdir.
Davalılardan … İnş.Ltd.Şti ile … … … cevabında; dava konusu daireyi davacıların murisinden bedeli mukabili satın aldıklarını, vekaletin bu nedenle verildiğini, ortada hile ve muvazaa bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir. Diğer davalı … ise davaya cevap vermemiş, 2.3.2004 tarihli duruşmada bina üzerindeki ilanı görerek 2002 yılında dava konusu yeri … … …’den satın aldığını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; noterde düzenleme biçiminde tanzim olunan vekaletin geçerli olduğu, hile ve muvazaanın kanıtlanamadığı, vekaletin kötüye kullanıldığına dair bir iddia var ise ayrıca dava açılabileceği gerekçeleri ile dava reddedilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasındaki uyuşmazlık davacıların murisi … ile yüklenici … İnş.Ltd.Şti arasında imzalanan 8.6.1999 tarihli arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sözleşmenin 3/g maddesine göre dava konusu 960 ada 5 nolu parseldeki 4.kat 16 nolu dubleks daire davacıların murisine ait olup, bu hususta yanlar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Aynı sözleşmenin 4. maddesinde yükleniciye aşamalı olarak satış yetkisi verileceği kararlaştırıldığından muris tarafından yüklenici şirketin yetkilisi … … …’e dava konusu 960 ada 5 parseldeki 16 nolu bağımsız bölümün satış yetkisini içeren 25.9.2002 tarih ve 08650 yevmiye nolu vekaletname verilmiştir. Satış yetkisi alındıktan sonra dava konusu daire 15.11.2002 tarih ve 10573 yevmiye nolu resmi senetle arsa sahibi … vekili … … … tarafından 2.500.000.000 TL bedel gösterilmek suretiyle diğer davalı …’a satış yoluyla devredilmiştir. Arsa sahiplerinin kendilerine ait bağımsız bölümler için satış vekaleti vermeleri, diğer bir ifade ile üçüncü kişilere yapacakları satışlarda yüklenici şirket yetkililerini vekil tayin ederek onların müşteri bulma ve satış konusundaki imkan ve tecrübelerinden yararlanmak istemeleri hayatın olağan akışına uygundur, hilenin varlığına karine teşkil etmez. Hilenin varlığının ve süresinde ileri sürüldüğünün açıkça ıspat edilmesi gerekir. Toplanan deliller, dava konusu dairenin satış vekaletinin hile ile alındığını ve bu vekalete dayanılarak davalı …’a yapılan satışın muvazaalı olduğunu ıspata yeterli olmadığından mahkemenin bu yöndeki kabul ve değerlendirmeleri isabetli olmuştur. Bu durumda yanlar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanunu’nun 386 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet akdi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. BK.nun 392. maddesi uyarınca vekil yaptığı işin hesabını vermek ve aldığını faiziyle birlikte ödemek zorundadır. Satış bedelinin miktarını ve bu bedelin vekil edene ödendiğini ıspat yükü de vekile aittir. Mahkemece alınan 25.4.2005 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu dairenin değeri vekil tarafından satışın yapıldığı (yani iade yükümlülüğünün doğduğu) 15.11.2002 tarihi itibariyle 80.000.000.000 TL olarak saptanmıştır. Davalı vekiller tarafından aksi iddia ve ıspat edilemediğinden bu miktar alacağın davalı vekil tarafından vekil edene ödenmesi gerekir. Davalı vekil ödeme konusunda herhangi bir yazılı delil sunmamış, ancak cevap dilekçesinde “her türlü kanuni delil” diyerek yemin deliline dayanmıştır. Bu durumda mahkemece davalı vekil … … …’e yemin teklif hakkı hatırlatılarak sonucuna göre ödeme savunmasının ıspat edilmesi halinde hakkındaki davanın reddine, aksi halde davacılara daire bedeli olarak talep ettikleri, miktar açıklattırılarak, talep ettikleri daire bedelini bilirkişi raporunda satış tarihi itibariyle saptanan değeri ile karşılaştırılarak sonucuna göre davalı vekil … … …’den tahsiline karar verilmesi gerekirken, vekalet akdinden kaynaklanan alacakla ilgili ayrıca dava açılabileceğinden bahisle vekil hakkındaki davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ;Yukarıda 1.bentte yazılı nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte yazılı nedenlerle hükmün temyiz eden davacılar yararına, davalı … aleyhine BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalı … … ’den alınarak davacılara, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 08.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.