Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2006/3695 E. 2006/6830 K. 24.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3695
KARAR NO : 2006/6830
KARAR TARİHİ : 24.11.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ise de davetiye masrafı bulunmadığından duruşma isteğinin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

K A R A R

Dava, İİk.nun 277 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, Dairemizin bozma kararına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının diğer davalılara yönelik sair temyiz itirazlarına gelince; dosya kapsamından 19.03.2003 tarihinde borçlu hakkında aciz belgesinin alındığı, davalı borçlu ile satış yaptığı … arasındaki tasarrufta bedeller arasında farkın oluştuğu, …’ın satış yaptığı Ahmet’in borçlunun eşi …’ye, onun da oğlu …’e taşınmazı devrettiği tartışmasız olup bu kişiler arasındaki işlemlerin mal kaçırma amacıyla yapıldığının kabulü gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece tasarrufun borcun doğumundan önce gerçekleştiği kabul edilmiş ise de borçlu Hüsamettin 24.Asliye Ceza Mahkemesine verdiği 17.02.2003 tarihli dilekçesinde daha önce davacının döviz bürosuna para yatırdığını, bu nedenle kendisine parti senedi verildiğini kabul etmektedir. Ceza dosyası içinde sureti bulunan parti senedi olarak nitelendirilen bononun incelenmesinde alacaklının davacı … olarak gösterildiği ve senedin düzenlenme tarihinin de 20.08.1998 olduğu görülmektedir. Bu durum karşısında davacı ile borçlu arasındaki alacak ilişkisinin tasarrufun yapıldığı tarihten önce başladığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, davalı … dışındaki davalılar hakkındaki davanın kabulü ile tasarrufun iptaline, ve diğer davalıların ellerinden çıkardıkları tarihlerdeki gerçek değerler itibariyle müteselsilen sorumlu olmak ve icra takibindeki alacak ve fer’ilerini geçmemek üzere tahsil kararı verilmesi yerine yanlış değerlendirme sonucu davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.)bentte yazılı nedenlerle davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2.)bent uyarınca kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 24.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.