Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2006/7366 E. 2007/3210 K. 14.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7366
KARAR NO : 2007/3210
KARAR TARİHİ : 14.05.2007

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalılar … ve … vekili avukat …. Davalılar … ve … gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İİK’nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptâli istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İİK’nın 278. maddesinde tasarrufa konu taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında pek aşağı bir fark bulunması halinde iptâle tâbi olduğu, 280. maddesinde ise mal kaçırma kastı ile hareket eden ve bu kastı bilmesi gereken kişilere yapılan devir işleminin batıl olduğu hükmüne yer verilmiştir. Taraflar aynı köyde ikamet eden kişilerdir. Uyuşmazlığın öncesinde davalı … davacının düzenlediğini iddia ettiği senetle icra takibi yapmış, takip sırasında davalı …’ye ödemelerde bulunulmuştur. Senedin sahte olduğunun anlaşılması üzerine icranın iadesi sırasında satış işlemlerinin gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştır. Tasarrufun iptâli davalarında öncelikle bedeller arasında fark bulunup bulunmadığı mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişiden alınacak raporla saptanmalı, bedel farkının
bulunduğunun anlaşılması halinde … tarafından davalı …’ye yapılan satış işlemlerinin iptâline karar verilmelidir. Diğer davalılar … ve …’ın durumlarına gelince, dosya kapsamından tüm tarafların aynı köyde ikamet ettikleri, taşınmazların halen borçlunun zilyetliğinde bulunduğu, şahitlerin ifadesine göre borçlu ile diğer davalıların arkadaş oldukları anlaşıldığından olayda mal kaçırma kastı ile hareket edildiğinin kabulü zorunludur.
Mahkemece tüm bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile davanın reddi doğru olmadığından temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak vekille temsil edilen davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 14.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.