YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2509
KARAR NO : 2007/5674
KARAR TARİHİ : 25.09.2007
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki asıl dava davalıları ve birleşen dava davacısı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre birleşen davanın davacısının tüm, davalıların ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı-karşı davalı … ile davacı-karşı davalı … ve davalı…..arasında 25 adet bank yapımına yönelik olarak “sözlü” eser sözleşmesi yapıldığı ve sözleşme konusu 25 adet bankın …’ye teslim edildiği tarafların kabulündedir. İş bedelinin, 3.250,00 YTL olduğu da, tarafların dava dilekçeleri kapsamlarından anlaşılmaktadır.
Yüklenici davalılar tarafından imal edilen 25 adet bank, 20.11.2004 tarihinde iş sahibi davacıya teslim edilmiş olmasına karşın; davacı, 25.11.2004 tarihli ve yüklenicilere tebliğ olan ihtarnamesi ile sözleşmenin feshi bildiriminde bulunarak, iş bedeline mahsuben peşin olarak ödediğini iddaa ettiği 2000,00 YTL’nin iadesini istemiştir. Başka bir anlatımla, davacı iş sahibi, bankların kabul edilemeyecek derecede ayıplı olması sebebiyle yanlar arasında sözlü olarak yapılan eser sözleşmesinin feshini yüklenicilere bildirmiştir.
Dosya kapsamındaki 13.07.2006 günlü bilirkişi raporu incelendiğinde; sözleşme konusu bankların imalatında kullanılan ahşabın teknik şartnameye uygun olmadığının, yer yer çatlaklar ve budaklar olduğunun ve imalatın kusurlu ve ayıplı malzemeden yapılmış olduğunun açıklandığı anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 360.maddesi gereğince, yapılan şeyin, iş sahibinin kullanamayacağı ve nısfet kaidelerine göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşmeye önemli ölçüde aykırı olursa, iş sahibi o şeyi kabulden kaçınabilir. Az yukarıda açıklandığı üzere, sözleşme konusu imalâtın kabul edilemeyecek derecede ayıplı olduğu bilirkişi incelemesi sonucu saptandığı gibi Borçlar Kanunu’nun 359.maddesine uygun olarak da süresinde davacı tarafından davalılara ayıp ihbarında bulunulmuştur. O halde, davacı iş sahibi yanlar arasındaki sözleşmenin feshinde haklıdır.
Borçlar Kanunu’nun 108.maddesi uyarınca sözleşmeden dönen taraf, kendine düşen edimleri ifa etmekten kaçınabileceği gibi; yapmış olduğu ödemeyi de geri isteyebilir. Bundan başka, eğer borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlayamazsa alacaklı sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararın tazminini de talep edebilir. Somut olayda ise, iş sahibi davacı sözleşmeden döndüğü halde 2.945,00 YTL olumlu zarar kapsamında kâr kaybı tahsili isteminde bulunmuş ve mahkemece bu nitelikteki alacağın tahsiline de karar verilmiştir. Oysa, yanlar arasındaki sözleşmede kararlaştırılmış olmadıkça sözleşmeyi fesheden taraf Borçlar Yasası’nın 108.maddesi gereğince kusuruyla sözleşmenin feshine sebep olan diğer taraftan sadece menfi zararlarının tazminini talep edebilir. Bu sebeple, 2.945,00 YTL kâr kaybı hakkındaki davanın reddi gerekirken; mahkemece kabulü ile bu miktar alacağın da davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan, davacı tarafından sözleşme feshedilmiş olduğuna göre, sözleşme konusu bankların da yüklenicilere iadesine karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususun gözden kaçırılmış olması da doğru olmadığından, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bentte yazılı nedenle davalıların sair, birleşen davanın davacısının tüm temyiz itirazlarının reddine; (2.) bentte açıklanan sebeple davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalılar yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden …. ve …..’e geri verilmesine, 25.09.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.