YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2915
KARAR NO : 2008/2379
KARAR TARİHİ : 11.04.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, yanlar arasında “sözlü” olarak yapıldığı ileri sürülen sözleşmeye dayalı olarak açılmış olup; ödenmeyen iş-eser bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalının imalât müdürü olan … ile MBP-12 tipi makine şanzımanı ve üstten eksiltmeli makara sarımı yapan MBP-12 tipi ve model makine şanzımanı işinin yapımı için sözlü olarak anlaştıklarını ve davalının imalâthanesinde yaparak davalıya teslim ettiğini ve bedelinin ödenmediğini ileri sürerek 6.000,00 YTL iş bedelinin tahsilini dava etmiştir.
Davalı vekili, yanlar arasında akdî ilişki kurulmadığını, dava dışı …’ın davalının işyerinde mühendis olarak çalıştığını ve davalıya temsile yetkisinin bulunmadığını, ancak, bu mühendis ile davacının arkadaş olması sebebiyle fikir alışverişlerinde bulunduğunu ve sözkonusu şanzımanların imalinde davacının ara sıra …’ın yanına gelip gittiğini, …’a yardımı sebebiyle davalı tarafından kendisine 1.500,00 YTL ödeme yapıldığını ve eserler üzerinde hiçbir hukuksal sebeplerle davacının hak sahibi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava, mahkemece yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkinin varlığını davacının yasal delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen “akdî ilişki”, hukuksal niteliğince Borçlar Kanunu’nun 355.maddesi hükmünde tanımlandığı üzere, bir “eser” sözleşmesidir. Gerçekten de, kural olarak eser sözleşmesinin geçerliliği zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Ancak, somut olayda akdî ilişkinin varlığı davalı tarafça inkâr edildiğinden yanlar arasında eser sözleşmesinin yapıldığını davacı yüklenici, yasal ve yazılı delillerle kanıtlamakla ödevlidir.
Davacı, bu yöndeki iddiasını HUMK’nın 288.maddesi hükmü gereğince yazılı delille kanıtlamak durumundadır. Aynı kanunun 289.maddesi gereğince karşı tarafın onayının bulunmaması; 292.maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgeye dayanılmaması sebebiyle yanlar arasında akdî ilişkinin kurulduğu, tanık delili ile kanıtlanamaz.
Az yukarıda özetle açıklanan hukuksal çerçeve dahilinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; davalı taraf bedeli uyuşmazlık konusu olan makinelerin kendi imalâthanesinde yapıldığını ve davacının imalâthanede kendisinin istihdam ettiği mühendise yardım ettiğini ve ona yardım sebebiyle davacıya davalı tarafından 1.500,00 YTL ödenmiş olduğunu kabul etmektedir. Davalının çalıştırdığı mühendis …’ın davalı tarafından kendisine verilen işleri yerine getirmeye yetkili bulunduğu davalı yanca ikrar olunduğuna ve makinelerin bu mühendisle birlikte ve onun yönetiminde malzemesi davalıya ait olmak üzere davacının imalâtı gerçekleştirmiş olduğu sabit olduğuna göre; …’ın davalının “ticari vekili” sıfatıyla davalıyı temsilen hareket ettiği ve sözü edilen makinelerin imali için davacıyla anlaştığının kabulü gerekir. Çünkü, Borçlar Kanunu’nun 453/I.maddesi gereğince, ticari vekilin temsil yetkisi işletmenin alışılagelmiş bütün işlemlerini kapsar ve bu işlerle ilgili bütün hukuki işlemleri gerçekleştirmeye veya kendisine verilen işleri yerine getirmeye yetkili sayılır. Davalının, imalât işleri ile yetkili kıldığı mühendisinin verilen imalât işini yerine getirilmesi aşamasında bu ticari vekilinin, davacı ile anlaşmasına onay vermiş olduğunun kabulü de zorunludur.
Diğer yandan, davacı tarafından sunulan makinelerle ilgili teknik resimlerin imalâtta kullanılmadığına yönelik olarak davalı yanca itiraz ileri sürülmüş ise de, … Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nin 2005/72 Esas ve 2005/192 karar sayılı kesinleşen ve davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karara bağlı dosya kapsamına sunulan ve aynı zamanda “delil tespiti” niteliğinde bulunan 30.12.2004 günlü bilirkişi raporunda; davacı yanca sunulan teknik resimlerin bedeli uyuşmazlık konusu olan makine şanzımanlarına ait parçaların teknik resim ve imalât ölçülerini gösterdiği tespit olunmuştur.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular birlikte değerlendirildiğinde; Borçlar Kanunu’nun 34. ve 453.maddeleri hükümleri gereğince, davalı iş sahibinin, istihdam ettiği mühendisi ile davacı arasında bedeli uyuşmazlık konusu olan makinelerin yapımı için yapılan sözlü sözleşmeye onay verdiği ve dolayısıyla sözleşmenin davalıyı da bağladığı sonucuna varılmaktadır. Bu yasal sebeplerle, yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmadığı gerekçesiyle mahkemece, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; eser-iş bedeli tutarı konusunda yanlar arasında uyuşmazlık bulunduğundan, Borçlar Kanunu’nun 366.maddesi hükmünde öngörülen yasal yöntemle olanaklı ise, makinalar üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılması; buna olanak yoksa, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler bilirkişiye incelettirilerek işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre iş bedelinin saptanması; talebin aşılmaması suretiyle iş bedelinden yapılan ödemelerin mahsubunun yapılmasıyla varılacak sonuca göre uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 11.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.