Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/3585 E. 2008/4037 K. 17.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3585
KARAR NO : 2008/4037
KARAR TARİHİ : 17.06.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekillence istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili avukat Ahmet Özer …. Davalılar vekilleri gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Asıl ve birleşen dava Kat Karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca gecikme tazminatı ve cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Davalılar reddini savunmuş, mahkemenin kabulüne dair kararı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalılar ile imzalanan 13.11.1996 tarihli ve 28.11.1996 tarihli sözleşmelerde arsa sahibi olarak davacılar dışında …ile ….’da yer almıştır. Dava konusu bağımsız bölümlerin aralarındaki paylaşım sonucu davacılara isabet ettiğinden bahisle eldeki davalar açılmış ise de, buna dair herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmiş değildir. Sözleşmelerde de arsa sahiplerine ait bağımsız bölümler ayrı ayrı gösterilmediğinden tamamı üzerinden arsa sahiplerinin mülkiyet hakkının varlığı kabul edilmelidir. Bu nedenle saptanan gecikme tazminatının davacıların tapudaki payları oranında kabulüne karar verilmesi gerekirken, dayanağı gösterilmeden bir kısım bağımsız bölümlerin davacılara ait olduğu kabul edilerek hükme varılması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Davalı savunmasında arsa sahiplerine ait beş dairenin satıldığını bildirmiş ise de, dosyada mevcut biçimine uygun satış vaadi sözleşmelerinde üç adedinin davadan önce satıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda gecikme tazminatının satılan bölümleri için satım tarihlerine kadar hesaplanması gerekirken istemin aynen kabulü doğru olmamıştır.
Yine mahkemece, sözleşmenin imzalanmasından sonra cayan tarafın diğer tarafa ödemeyi kabul ettiği cezai şartın da ayrı ayrı davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart, BK’nın 158/III. Maddesi uyarınca cayma cezası niteliğinde olup sözleşmeden vazgeçilmesi durumunda ödenecektir. Oysa somut olayda sözleşmeden vazgeçildiği iddia edilmediğine göre cezai şart isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması da bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar adına vekâlet ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 17.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.