Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/3787 E. 2008/3047 K. 06.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3787
KARAR NO : 2008/3047
KARAR TARİHİ : 06.05.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vakî itirazının iptali istemine ilişkindir.
Honaz İcra Müdürlüğü’nün 2003/135 takip sayılı dosyası kapsamında; takip alacaklısı davacının, takip borçlusu davalı hakkında adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde; 38.775.068.850 TL. asıl alacak, 223.089.437 TL. işlemiş temerrüt faizinin toplamı olan 38.998.158.287 TL. alacağın tahsilini istediği ve davalının süresi içindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da, bir yıllık yasal süresi içinde açılmış olduğu saptanmış bulunmaktadır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davada, yanlar arasında sözlü olarak yapıldığı ileri sürülen ve niteliğince Borçlar Kanunu’nun 355.maddesinde tanımlandığı üzere bir “eser” sözleşmesi olan sözleşme gereğince, davalı iş sahibinin mermer fabrikasındaki bir kısım inşaat işlerinin davacı tarafından yapılmış olduğu ve 63.466.968.850 TL. tutarında olan iş bedeline mahsuben 25.000.000.000 TL. tutarında ödeme yapıldığı ve geriye kalan 38.566.968.850 TL. alacağın ödenmediği iddiasıyla 208.100.000 TL. delil tespiti giderlerinin ilavesiyle 38.775.068.850 TL. davacı alacağının tahsili istenmektedir.


./..

s.2
15.H.D.
2007/3787
2008/3047

Yanlar arasında yazılı sözleşme yapılmamıştır. Ancak, taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişki de, davalı yanca inkâr edilmemiştir. Uyuşmazlık, iş bedelinin tutarı ve istenebilir olup olmadığı hususlarından kaynaklanmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 366.maddesi hükmü gereğince, iş-eserin bedeli, önceden taraflarca kararlaştırılmamış veya yaklaşık olarak kararlaştırılmış olması durumunda; iş bedeli, işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa fiyatlarına göre uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu, mahkemece belirlenir. Somut olayda da, hükme dayanak alınan 21.10.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporundan iş bedelinin, 2003 yılı itibariyle istem de aşılarak saptandığı anlaşılmakta ise de; bedelin, serbest piyasa rayiçlerine göre hesaplanmış olduğuna ilişkin raporda bir açıklama yer almamaktadır. O halde, anılan bilirkişi kurulu raporunun hükme dayanak olması doğru olmamıştır.
Diğer yandan, davacı tarafından yapıldığı bildirilen delil tespiti gideri de takip konusu asıl alacağın ilave edilerek dava ve takip konusu yapılması ve delil tespiti giderinin mahkemece asıl alacak niteliğinde kabul edilerek davalı itirazının iptâline karar verilmesi doğru değildir. Çünkü 22.03.1976 tarih ve 1976/1 esas, 1976/1 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, HUMK’nın 368-374 maddeleri uyarınca yapılan delillerin tespitine ilişkin giderleri aynı kanunun 413-426 maddelerinde yer alan yargılama giderlerinden sayılır ve bu tür giderler, dava değerine ilave edilemez.
Dava ve takip konusu işlemiş temerrüd faizinin hakedip edilmediği incelenmeden, talebin doğruluğu mahkemece kabul edilerek bu alacak üzerinden davalı itirazının iptâline ve Borçlar Kanunu’nun 104/son maddelerine aykırı olarak temerrüt faizine faiz uygulanması sonucunu doğurur şekilde karar verilmesi yanlış olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; 21.10.2005 tarihli raporu sunan bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya gerekli görüldüğü takdirde yeniden uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde keşif yapılıp, inceleme yaptırılmasıyla Borçlar Kanunu’nun 366.maddesi hükmünde öngörülen yasal yöntemle yüklenici davacının hakettiği iş bedelinin belirlenmesi; taleple bağlı kalınarak saptanan iş bedelinden yapılan ödemenin mahsubu ile istenebilir iş bedelinin ve temerrüd koşulları oluşmuş ise, yine taleple bağlı kalınarak işlemiş temerrüd faizi tutarının saptanmasıyla bu alacaklar üzerinden davalının vakî itirazının iptâline ve asıl alacağa değişen oranlar da gözetilerek icra takip tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faiz uygulanması ve ayrıca delil tespiti gideri saptanıp yargılama gideri olarak değerlendirilmesiyle varılacak sonuca göre uyuşmazlık hakkında bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 06.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.