YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/379
KARAR NO : 2007/8339
KARAR TARİHİ : 27.12.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 72.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; Ankara 28.İcra Müdürlüğü’nün 2005/5812 takip sayılı icra dosyasında takibe dayanak alınan bonodan ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Ankara 28.İcra Müdürlüğü’nün 2005/5812 takip sayılı dosyası kapsamından; takip alacaklısı … tarafından, 15.10.2004 keşide, 15.12.2004 vade tarihli ve 22.000.000.000 TL.(22.000,00 YTL) tutarlı ve lehtarı … olan, … tarafından keşide edilen bono dayanak alınarak kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla … hakkında icra takibinin başlatılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı keşideci, bononun davalı lehtar …’ın eşi Emine Yaşar ile yapılan 07.03.2004 tarihli ve taşınmaz satışına ilişkin “satış mukavelesi” başlıklı sözleşme gereğince ve “teminat” olarak verildiğini iddia ettiği halde; senet lehtarı davalı ise, bononun takip borçlusu davacıya verilen ödünç para karşılığı keşide edilerek kendisine verildiğini savunmuştur. Dosya kapsamındaki “bono” fotokopisi incelendiğinde; Türk Ticaret Kanunu’nun 688.maddesi hükmünde öngörülen zorunlu unsurları içerdiği ve dolayısıyla kambiyo senedi niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Bono, hukuksal niteliğince belli bir borç ikrarını içeren kambiyo senedi olup; bononun belli bir sebeple düzenlendiğini, düzenleme sebebinin
gerçekleşmediğini veya bonoda yazılı borcun ödendiğini ya da istenebilir olmadığını yasal delillerle keşideci, kanıtlamakla ödevlidir. HUMK’nın 288.ve 290.maddeleri gereğince somut olayda kural olarak uyuşmazlık konusu bononun, teminat senedi olduğunu ve dolayısıyla bedelsiz kaldığını davacı keşidecinin yazılı delillerle kanıtlanması zorunludur. Davacı, yazılı delil başlangıcına dayanmadığı için HUMK’nın 292.; karşı tarafın açık onayı bulunmadığı için de, aynı kanunun 289.maddeleri hükümleri gereğince iddiasını kanıtlamak için tanık deliline dayanamaz.
Davacı, az yukarıda belirtilen 07.03.2004 tarihli adî yazılı sözleşme uyarınca bononun “teminat” olarak keşide olunup davalıya verildiğini ileri sürmüş ise de; sözleşme kapsamında uyuşmazlık konusu bonoyla ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sözleşmenin sol kısmına ilave olarak dört bent halinde hükümler yazılmış ise de, HUMK’nın 298.maddesi hükmü gereğince bu çıkıntılar sözleşmenin taraflarının imzalarıyla onaylanmadığı gibi; davalı da bu sözleşmenin tarafı değildir. O halde, bono kapsamını “talil” eden keşideci davacının 07.03.2004 tarihli sözleşmeye ve tanık deliline dayanarak iddiasını kanıtlamasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; davacı, dava dilekçesinde “yasal delil” kapsamında “yemin” deliline dayanmış olduğundan, iddiasının kanıtlanmasına yönelik olarak davalıya yemin önerme hakkının bulunduğu davacıya hatırlatılarak önerilmesi halinde yeminin edasıyla ilgili yargısal işlemler yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
kabulü göre de; takip alacaklısı davalının takibinde kötüniyetli olduğu davacı tarafça yasal delillerle kanıtlanmadığı halde; davacı yararına kötüniyet tazminatına mahkemece hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 27.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.