Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/4505 E. 2007/6810 K. 31.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4505
KARAR NO : 2007/6810
KARAR TARİHİ : 31.10.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, İİK’nın 67.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vakî itirazının iptâli istemine ilişkindir.
… 2.İcra Müdürlüğünün 2001/22718 sayılı dosyası kapsamından; davacı şirketin, davalı hakkında hukuksal dayanağını göstermeden adî takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde, 1.981.620.360 TL. alacağın davalıdan tahsilini istediği anlaşılmaktadır. Takip konusu davalının itirazının yasal süresi içinde yapıldığı ve itirazın iptâli davasının da İİK’nın 67. maddesinde öngörülen hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı dosya kapsamıyla sabittir.
Davalı, dava dışı SS Yeni Yorum Konut Yapı Kooperatifi’nin üyesi olduğundan bu kooperatif hakkında kesinleşen … 3.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 1999/1186 Esas ve 2001/284 karar sayılı hükmü gereğince kooparetif üyelerinin kesinleşen hisseleri oranında takip ve dava konusu alacaktan dolayı sorumlu olduğu dava dilekçesinde ileri sürülerek icra takibine takip borçlusu davalının yaptığı itirazın iptâli istenmiştir.
… 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen 1999/1186 esas, 2001/284 karar sayılı hükmü ve bağlı dosyası kapsamı incelendiğinde; itirazın iptâli davasının davacı şirket tarafından SS Yeni Yorum Konut Yapı Kooperatifi hakkında açıldığı ve bu davalı hakkında hüküm kurulduğu, …’ın ise, davada taraf sıfatı ile yeralmadığı anlaşılmaktadır. O halde, sayısı belirtilen mahkeme hükmü, HUMK’nın 237.maddesi gereğince davalı yönünden
kesin hüküm teşkil etmediği gibi davacının davalıdan uyuşmazlık konusu tutarda alacaklı olduğunu kanıtlar kesin delil de sayılamaz.
Sözü edilen kooperatifin ana sözleşmesi hükümlerinde “sınırlı sorumluluk esası” kabul edilmiştir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 30. maddesi hükmü gereğince ana sözleşmeye kooperatif borçları için her ortağın kendi payından fazla olarak şahsen ve belirli bir miktara kadar kooperatiften sonra sorumlu olacakları hususunda bir hüküm konulabilir ise de; az yukarıda açıklandığı gibi ana sözleşmeye göre her ortağın pay tutarı kadar sorumlu olacağı öngörülmüştür. Kooparetifler Kanunu’nun 29. maddesi hükmünde öngörülen “sınırsız sorumluluk” koşulları somut olayda gerçekleşmediği gibi; aynı kanunun 28. maddesi gereğince ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça kooperatif alacaklılarına karşı yalnız mal varlığı ile sorumludur. Bu yasal nedenlerle, kooperatifin alacaklarına karşı kooperatifin borçlarından dolayı ortağın sorumluluğu ana sözleşmede öngörülen kurallara göre saptanır. Davalının kooperatif borçlarından dolayı sınırsız olarak sorumlu tutulmasını gerektiren hukuksal sebep bulunmadığına göre, alacaklı olduğunu ileri süren davacı doğrudan doğruya davalı ortağa başvuramaz.
Diğer yandan, dava dışı kooperatifin davacıya olan borcunun nakline ilişkin bir sözleşmeye davada dayanılmadığı gibi; Borçlar Kanunu’nun 61 ve izleyen maddeleri hükümlerine dayalı haksız iktisap koşullarının gerçekleşmiş olduğu ve dolayısıyla bu yasal nedenle davalının sorumluluğunun gerçekleştiği davacı tarafça yasal delillerle kanıtlanmamıştır.
O halde, davanın reddi yerine, hukuksal olmayan gerekçe ile mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 31.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.