YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2169
KARAR NO : 2009/2340
KARAR TARİHİ : 21.04.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, taraflar arasında imzalanmış olan “Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesi”’nden kaynaklanmış, davacı … denetim şirketi davalının inşaata başlamadığı için anılan sözleşmede belirtilen “genel gider” adı altındaki ek bedel alacağının doğduğu iddiası ile tahsil isteminde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı … sahibi vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı şirket ile davalı arasında 26.07.2004 günlü Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesinin imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu sözleşme ile davalının taşınmazına yapılacak inşaatın yapı denetimi işlerini yüklenmiş, ancak 24.09.2004 tarihinde yapı ruhsatı alınmasına rağmen 03.08.2005 tarihine kadar davalının inşaata başlamadığını beyanla, sözleşmenin 11/III.f. maddesine dayanarak ruhsat tarihinden itibaren ilk altı ay için 13.364,54 TL, bu süreyi takip eden dört ay için de 8.909,70 TL olmak üzere toplam 22.274,24 TL genel ek giderin ödetilmesini talep etmiştir.
Sözleşmenin 11/III.f. maddesinde davaya dayanak yapılan içeriği itibariyle özetle; ruhsat tarihinden itibaren altı ay içinde işe başlanılmaması halinde yapı denetim kuruluşuna “ayrıca ve nakten hizmet bedelinin %20’si tutarında ek bedelin” genel ek giderler karşılığında ödeneceği, bu durumun devamı halinde ise ilave her altı ay için aynı uygulama ve ödemenin tekrar edileceği açıklanmıştır. Görüleceği gibi 11. maddede bahsi geçen ve hizmet bedeli dışında ödenmesi kararlaştırılan bu ek bedelin gerçek veya fiilen yapılan giderlerle bir ilgisi bulunmamaktadır.
Oysa 4708 sayılı “Yapı Denetimi Hakkında Kanun”’un 5. maddesi hükmünde; yapı denetim kuruluşunun yaptığı hizmetlerden dolayı yapı sahibinden başka ad altında ayrıca hiçbir bedel talebinde bulunmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Bu hükmün emredici nitelik taşıdığı açıktır. Türk Borçlar Hukuku sisteminde esas itibariyle sözleşme özgürlüğü ilkesi benimsenmiş olmakla beraber, bu özgürlüğün BK’nın 19. maddesinde belirtildiği üzere ancak Yasanın gösterdiği sınırlar dahilinde kullanılması mümkündür. Aksi halde BK’nın 20. maddesi gereğince sözleşmenin tümüyle veya koşulları varsa kısmen geçersiz sayılacağı tabiîdir. Bu izahtan hareketle somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, taraflar arasındaki sözleşmenin 11/III.f. hükmünün 4708 sayılı Yasanın 5. maddesinin emredici niteliği karşısında yasaya aykırı ve bu sebeple de geçersiz olduğu ortadadır.
Şu halde değinilen hususlar nazara alınmaksızın davanın tümüyle reddi yerine, 4708 sayılı Yasanın ve sözleşmenin yorumunda hataya düşülerek BK’nın 19. maddesine bir aykırılık olmadığından bahisle yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 625,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 21.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.