Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/2706 E. 2009/2927 K. 20.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2706
KARAR NO : 2009/2927
KARAR TARİHİ : 20.05.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 20.334,97 YTL asıl alacak ve 375,65 YTL işlemiş faiz olmak üzere; toplam 20.710,60 YTL üzerinden takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı şirket ile davalı şirketin yasal temsilcileri tarafından imzalanan 10.09.2005 tarihli dilekçe ile davacının, dava ve tüm haklarından feragat ettiğini; davalının ise tüm hak ve mahsup talebinden feragat ettiğini mahkemeye bildirmişlerdir. 10.09.2005 tarihli dilekçenin kapsamının doğruluğu taraflarca kabul edilmektedir. Ancak, davacı şirket temsilcisi tarafından sunulan 15.11.2005 günlü dilekçe ile, az yukarıda belirtilen davadan feragat bildiriminden vazgeçtiğini ve bu sebeple davadan feragatın hukuksal sonuç doğurmadığının mahkemece kabulünü istemiştir.
HUMK’nın 2494 sayılı Yasa ile değişik 93. maddesinde, feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği öngörülmüş ve madde hükmünde yapılan değişiklikle feragat ve kabulün sonuç doğurması karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığından sözkonusu dilekçenin karşı tarafa tebliği zorunluluğu madde metninden çıkarılmıştır. Ancak, dilekçe ile yapılacak feragat ve kabule ilişkin beyanı mutlaka
mahkemeye ilgilisi tarafından ulaştırılmak suretiyle gerçekleşmesi gerekir. Somut olayda da 10.09.2005 tarihli feragat dilekçesi taraflarca, mahkemeye sunulmuştur. HUMK’nın 91 ve 95. maddeleri gereğince, davadan feragat, kesin bir mahkeme hükmünün hukuksal sonucunu doğuran ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan taraf işlemidir. Ancak, feragat bildiriminin Borçlar Kanunu’nun 21-31. maddeleri hükümlerinde düzenlenen “iradeyi sakatlayan” sebeplerle iptâli gerektiğini ve yanları bağlayıcı olmadığını, davanın yargılamasını yürüten mahkemede davacının yasal delillerle kanıtlaması durumunda feragat beyanı geçerli olmaz. Az yukarıda açıklandığı üzere; Borçlar Kanunu’nun 31. maddesi gereğince, bir yıllık süresi içerisinde feragat beyanının geçersiz sayılması için davacı taraf, mahkemeye başvurmuş ise de, feragat bildiriminin geçerli sayılmamasını gerektiren hukuksal nedenler yasal delillerle kanıtlanmamıştır. Bu sebeplerle davanın, “Davadan feragat nedeniyle” reddi gerekirken; mahkemece, hukuksal olmayan gerekçeyle feragat dilekçesinin ve dolayısıyla bildiriminin geçerli olmadığının kabulüyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA; bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 20.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.