Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/2731 E. 2009/3044 K. 25.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2731
KARAR NO : 2009/3044
KARAR TARİHİ : 25.05.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili avukat …….. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, yanlar arasında yapılmış olduğu ileri sürülen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak açılmış olup, tapu iptâli ve tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 107 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapı kaydının; 66 parsel sayılı taşınmazın ise 978,92 m2 alanındaki kısmının Hazine adına olan tapu kaydının iptâli ile Bakırköy Belediyesi adına tapuya tesciline karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Adalet Bakanı ile Bakırköy Belediye Başkanı arasında adi yazılı şekilde yapılan “protokol” başlıklı tarihsiz sözleşmenin (1.) maddesi hükmü gereğince; İstanbul İli Bakırköy İlçesi Osmaniye Mahallesinde bulunan 267 ada 133 parsel sayılı olarak Hazine adına tapuya tescilli 41.900 m2 miktarlı taşınmaza, Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca yapılan projeye göre Bakırköy Adliyelerine tahsis edilmek üzere, “Orta Blok ile Sosyal Tesisler Blokunun” anahtar teslimi yapımını ve Adalet Bakanlığına teslimini …; … ise, Belediyece yapımı kararlaştırılan işin karşılığı olarak İstanbul İli Bakırköy İlçesi Zuhuratbaba Mahallesinde bulunan, 107 parsel ile Sakızağaç Mahallesinde bulunan 66 parsel sayılı taşınmazların, Bakırköy Belediyesine devrini yüklenmişlerdir. Bu sözleşme niteliğince, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlanan eser sözleşmesinin bir türü olan “arsa payı karşılığı inşaat” sözleşmesidir. Davacı ile davalı … arasında yapılan sözleşmenin ifasını sağlamak amacıyla Maliye Bakanlığı, 09.06.1998 gün 387 sayılı yazıyla onay vermiştir. Başka bir anlatımla, Adalet Bakanlığının karşı edimi kapsamındaki taşınmazlar, Hazine adına tescilli bulunduğundan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ifa ile sonuçlanması durumunda, adına tescilli tapulu taşınmazların davacıya temlikini Maliye Bakanlığı yüklenmiştir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, tam iki yanlı, karşılıklı hakları ve borçları içeren sözleşmelerden olup; tapulu taşınmaz ya da taşınmaz paylarının temlikini içerdiğinden, Türk Medeni Kanunu’nun 706, Borçlar Kanunu’nun 213, Tapu Kanunu’nun 26 ve Noter Kanunu’nun 60. maddeleri hükümleri gereğince, “resmî şekilde” düzenlenmiş olmadıkça, kural olarak, geçerli olmaz. Ancak, zorunlu şekil koşuluna uygun şekilde yapılmayan adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi; sözleşmenin taraflarınca yüklenilen karşılıklı edimlerin ifa edilmiş olması veya yüklenicinin inşaatın tamamlanması ya da çok büyük bir bölümünün yapılmış ve arsa sahibi-iş sahibi de inşaatın devamı süresince karşı koymamış ve inşaatın yapılmasına da onay vermiş olması veyahut arsa payı yüklenici adına resmi işlemle temlik olunması hallerinde, T.M.K’nın 2/II. maddesi gereğince, istisnai olarak yanları bağlayıcı olur. Somut olaya dönüldüğünde ise; yüklenici davacı … Başkanlığının sözleşme ile yüklendiği edimini tamamen ifa etmediği ve ekonomik sebeplerle yetersizliğini ileri sürerek inşaatı tamamlayamayacağını bildirmiş bulunmasına ve sözleşmenin yanları bağlayıcı olmasını gerektiren istisnai hallerinin de gerçekleşmediğinin sabit bulunmasına göre; adi yazılı şekilde yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi tarafları bağlamaz.
Diğer yandan; mahkemece, zorunlu Hakem sıfatıyla Bakırköy Yüksek Dereceli Hukuk Hakimliğince verilen 2001/11 Hakem Esas, 2002/1 Karar sayılı hükmün kesinleştiğinden ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu olan iş-eser sahibi Adalet Bakanlığınca, davacıya temliki kararlaştırılan ve Hazine adına tescilli parsellerin adına tescilini davacı …’nin isteme hakkının bulunduğunun tespit olunduğu, bu kararın mahkemeyi bağlayıcı olduğu kabul edilerek Hazine adına tescilli parsellerin tapu kayıtlarının iptâli ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini zorunlu kılan hukuksal gerekçe olarak kabul edilmiş ise de; mahkemenin bu yöndeki gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, 29.06.1938 tarihli ve 3533 Sayılı Yasanın (1.) maddesi gereğince; Umumi, Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediye’ler ile Sermayesinin tamamı Devlete veya Belediye’ye veya Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Hakkındaki Uyuşmazlığın Tahkim Yoluyla Çözümlenmesi Gerektiği muhakkaktır. Oysa davanın taraflarının anılan Yasanın (1.) maddesinde belirtilen kuruluşlardan olduğu halde; dava sebebinin tapu iptâli ve tescili istemine ve dolayısıyla taşınmazın aynına yönelik bulunduğu da sabittir. Nevar ki, 03.07.2003 tarihinde kabul edilip, 19.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren (4916) Sayılı Yasanın 24. maddesi ile 3533 Sayılı Yasanın (4.) maddesi hükmü değiştirilmiş ve taşınmazların aynı ile ilgili uyuşmazlıklar bu madde hükmünün kapsamı dışına çıkarılarak uyuşmazlıkların genel mahkemelerde çözümlenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Görev kuralı, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece davanın her aşamasında doğrudan gözetilmesi gereken bir usul kuralıdır.
Diğer yandan, yasal düzenlemelerle sonradan yürürlüğe konan usul hükümlerine; özellikle mahkemelerin görevlerini belirleyen kurallar, istisnalar hariç kesinleşmemiş eldeki davalarda da uygulanacağı tartışmasızdır. O halde, açıklanan bu hukuksal sebeplerle, Bakırköy Yüksek Dereceli Hakim tarafından görevli olmadığı halde verilen karar, mahkemeyi bağlayıcı olmamaktadır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 27.09.2006 tarih, 2006/7200 E, 2006/9286 K. sayılı kararı; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 18.05.2004 tarih, 2004/1392 E. ve 2004/3976 sayılı kararları).
Yukarıda özetle açıklanan hukuksal sebeplerle, yanları bağlayıcı olmayan adi yazılı şekilde yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine geçerlilik tanınarak ve ayrıca yüklenici davacı yüklendiği edimini ifa etmemesi sonucu karşı tarafın ediminin ifasını ve bu kapsamdaki parsellerin mülkiyetinin devrini isteme hakkı bulunmadığı halde; davanın reddi yerine, mahkemece, hukuksal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Ancak, Borçlar Kanunu’nun 61 ve izleyen maddeleri hükümleri gereği ve koşulları oluşmuş ise haksız iktisap kurallarına göre iş-eser sahibi …’ndan, davacı yaptığı iş bedelinin tahsilini isteme hakkının saklı olduğu kuşkusuzdur.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalılar yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 625,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 25.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.