YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2735
KARAR NO : 2008/3784
KARAR TARİHİ : 09.06.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi ve müdahalenin önlenmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiş, süre yönünden bu istemin reddine dair verilen 04.09.2006 tarihli ek karar tekrar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kendisine mahkeme kararı Tebligat Kanunu’nun (TK.) 35. maddesine göre 27.04.2006 tarihinde tebliğ edilen davalı vekili 04.09.2006 günü vermiş olduğu temyiz dilekçesi ile kararın tebliğinin usulsüz olduğunu, tebliğe 23.08.2006 tarihinde muttali olduklarını beyan etmiştir. Mahkemece yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu bu tarihe göre de temyiz süresinin dolduğu gerekçesiyle temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
TK’nın 10. maddesi gereğince tebligat tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. Bu adres çeşitli şekillerde tespit edilebilir. Bu, dava dilekçesinde davacı tarafından gösterilen adres olabileceği gibi kendisine tebliğ yapılacak kimsenin beyan edeceği adres de olabilir. Ayrıca tebligatı çıkaracak merci de bu hususta araştırma yaparak ilgilinin bilinen en son adresini tespit edebilir. Davacı dava dilekçesinde karşı tarafın açık adresini “Muhittin Mahallesi, Sipahi Sokak, Kayan İlköğretim Okulu bitişiği, Çorlu” olarak göstermiştir. Bu durumda davalının açık adresinin açıklanan bu yer olduğu kabul edilerek bu aşamada adres araştırılması yapılmaması gerekir. Nitekim mahkemece de anılan adrese iki defa tebligat çıkartılmış ve her iki tebligat da PTT’deki işlerin yoğun olması gerekçesiyle işlem yapılmadan iade edilmiştir. Bunun üzerine mahkemece dava dilekçesi davalının Ticaret
Sicilindeki adresine TK’nın 35. maddesine göre tebliğ edilmiş, yargılama sonunda verilen karar da aynı şekilde tebliğ edilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı taraf karar tebliği usulsüzdür. Davalı vekili tebligata 23.08.2006 tarihinde muttali olduklarını beyan ettiklerinden karara ilişkin tebligatın bu tarihte yapıldığının kabulü gerekir (TK.md.32). Tebliğ tarihi ve temyiz dilekçesinin veriliş tarihine göre temyiz talebinin süresinde yapıldığı anlaşıldığından mahkemenin bu istemin reddine dair vermiş olduğu 04.09.2006 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasına gelince;
Yukarıda açıklandığı gibi dava dilekçesi davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden yargılamaya devam olunarak hüküm kurulmuştur.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK’nın 73.maddesine hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Mahkemece bu hususa uyulmadan verilen 24.02.2006 günlü kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle mahkemenin temyiz isteminin reddine dair vermiş olduğu 04.09.2006 günlü kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve 24.02.2006 tarihli esasa ilişkin kararın da açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 550,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 09.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.