Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/3595 E. 2009/3837 K. 24.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3595
KARAR NO : 2009/3837
KARAR TARİHİ : 24.06.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği (Tic.Mah.Sıfatıyla)

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takip konusu yapılan alacaktan ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddi ile 17.865,00 YTL’nin %40’ı olan 7.146,00 YTL’nin İcra ve İflas Kanunu’nun 72/son maddesi gereğince davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Zonguldak 4. İcra Müdürlüğü’nün 2007/126 takip sayılı dosyası kapsamından; davalı şirket tarafından, davacı … Başkanlığı hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, ödeme emrinde yazılı faturalar dayanak alınarak 17.865,00 YTL asıl alacak 535,00 YTL işlemiş yasal faiz olmak üzere 18.400,00 YTL alacağın tahsilinin istendiği ve takibin itirazsız kesinleştiği anlaşılmaktadır. Takip borçlusu davalı, sözüedilen takip konusu alacaklardan ötürü takip alacaklısı davalıya borçlu olmadığının tespitini istemektedir.
Yanlar arasında yazılı sözleşme yapılmamış ise de; davacının takibe dayanak alınan bir adet dizel maker, 2 adet AG 80, ve 3 adet 10 tonluk tankı davalı şirkete imal ettirerek “bio dizel üretimi tesisini” kurdurduğu ve ayrıca 400 lt yağ aldığı, takip borçlusu davacı tarafın açıklamalarıyla sabit bulunmaktadır. Yanlar arasında “sözlü” olarak eser sözleşmesi yapılmamış olduğunun kabulü halinde dahi, Borçlar Kanunu’nun 410 ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince kabul edilen imalâtın bedeli, işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre mahkemece, uzman bilirkişi aracılığıyla gerektiğinde keşif yapılarak inceleme yaptırılmak suretiyle, işbedeli belirlenir.

Somut olayda da, davalı şirket tarafından tesis kurulup, belediyece kabul edilmiş olduğuna ve işbedeli tutarında da yanlar arasında uyuşmazlık bulunduğuna göre; mahkemece, faturalar belediyeye tebliğ edilmiş olmasına karşın Türk Ticaret Kanunu’nun 23/2. maddesi uyarınca tebliğden itibaren sekiz günlük süresi içinde itiraz olunmamış ise faturada gösterilen bedellerin kesinleşmiş olduğunun kabulü; aksi halde ise, yukarıda açıklanan yasal yöntemle işbedelinin belirlenmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, Borçlar Kanunu’nun 101. maddesi gereğince, borçlu, alacaklı tarafından usulüne uygun şekilde icra takibinden önce borçlu temerrüdünün düşürülmemesi halinde, icra takip borçlusu icra takip tarihi itibariyle borçlu temerrüdüne düşürülmüş olur. Somut olayda da, icra takip tarihinden önce davacı takip borçlusunun borçlu temerrüdüne düşürülüp düşürülmediği mahkemece araştırılmamıştır.
Ayrıca, mahkemece İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesi gereğince ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın takip alacaklısına verilmemesine karar verilmiş ise de; sözüedilen ihtiyati tedbire ilişkin ara kararının takip borçlusu davacı tarafından infaz olunup olunmadığı araştırılmadan davalı yararına yazılı şekilde %40 oranında tazminata da hükmedilmiş olması da doğru olmamıştır.
Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 24.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.