Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/4261 E. 2008/5368 K. 15.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4261
KARAR NO : 2008/5368
KARAR TARİHİ : 15.09.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat …ile davalılar vekili avukat …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava alacak istemiyle açılmış, mahkemece ıslahla artırılan miktar dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı … ile davalı …’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davalı … tarihsiz adi senet ile 2 adet daireyi 18.000,000 TL’ye …’e satmış, satış bedelini nakten almıştır. Davacı … 03.05.1990 tarihli ihtarnamesi ile satılan dairelerin tapularının verilmesini veya ödenen paranın iadesini istemiştir. Davalılar 08.05.1990 tarihli cevabi ihtarnameleri ile davacıya daire satıldığını kabul etmediklerini bildirmişlerdir. Davalı … tarafından adi senetle davalı …’e satılan iki adet dairenin diğer davalı …’e ait olduğu anlaşılmaktadır. Davalı … dairelerin maliki değildir. Aynı zamanda …’in …’e vekâlaten hareket ettiğini gösterir bir vekâletname de bulunmamaktadır. Davalı … tarafından imzalanan tarihsiz daire satımı başlıklı senet adi nitelikte olduğundan ve … dairelerin de maliki olmadığından geçersizdir. Kural olarak geçersiz sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunulamayacağı gibi, dairelerin rayiç bedellerinin karar altına alınması mümkün değildir. Böyle bir durumda denkleştirici adalet kuralı uyarınca alıcı tarafından ödenen bedelin belirlenecek karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. Ancak somut olayda … tarafından senette yazılı olan 18.000,000 TL’nin ödeme tarihi ve dolayısı ile dairelerin satılma tarihi belli olmadığı gibi, davalılar tarafından mahkemenin daire bedellerinin tahsiline ilişkin değerlendirme ve kabulüne karşı temyiz dilekçesinde herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Bu durumda ana kuraldan ayrılarak, davacının dairelerin rayiç bedellerini isteyebileceği sonucuna varılmıştır.
Davalılar davacıya gönderdikleri 08.05.1990 günlü cevabi ihtarnamede davacının daire satın aldığı yolundaki iddiasını kabul etmediklerini davacıya daire teslim etmeyeceklerini bildirmişlerdir. Bu durumda davacı dairelerin kendisine teslim edilmeyeceğini 1990 yılı Mayıs ayında öğrenmiştir. Davacının bunun üzerine derhal dava açıp ödediği bedel nedeniyle alacak isteminde bulunması gerekirdi. Davacı tarafından dava tarihi olan 01.06.1998 tarihine kadar beklenildikten sonra davanın açılması davacının kendi kusurudur. Davacı bu şekilde hareket etmekle davalı tarafın zararının artmasına neden olmuştur. Davacı ancak dairelerin 1990 yılı rayiç bedellerinin tahsiline hak kazanabilir. Mahkemece dairelerin dava tarihi itibariyle belirlenen rayiç bedelleri dikkate alınarak karar oluşturulması doğru olmamıştır.
3-Davacı vekili dava dilekçesinde faiz isteminde bulunmamış, ancak 29.06.2004 tarihinde harçlandırdığı ıslah dilekçesinde faiz isteminde de bulunmuş, bu isteme karşı davalılar tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacının faiz yönünden ıslah talebinin kabulü ile faizin dava tarihinden itibaren karar altına alınması gerekirken, bu konudaki ıslah isteminin reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
4-Davacıya maliki olmadığı 2 adet daireyi satan ve bedelini tahsil eden davalı …’tir. Davalı …’in diğer davalı …’in vekili olmadığı anlaşılmaktadır. Dairelerin maliki olan … tarafından davacıya yapılmış satış bulunmamaktadır. Bu durumu dikkate alınarak davalı … hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi de yanlış olmuştur.
Yapılacak iş, adi senetle davalı … tarafından davacıya satılan dairelerin 1990 yılı itibariyle rayiç değerlerinin belirlenmesi için bilirkişilerden ek rapor alınmasından, bu mümkün olmadığı takdirde bir inşaat mühendisi bilirkişiden yapılacak keşifle dairelerin 1990 yılı Mayıs ayındaki rayiç bedellerinin belirlenmesi için rapor alınmasından, belirlenecek bedelin dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davalı …’ten tahsiline karar verilmesinden, davalı … hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinden ibarettir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı … ile davalı …’in sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın davalı … 3. bent uyarınca davacı, 4. bent uyarınca da davalı … yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara, 550,00 YTL duruşma vekâlet ücretinin de davalı …’ten alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 15.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.