Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/4368 E. 2009/2844 K. 14.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4368
KARAR NO : 2009/2844
KARAR TARİHİ : 14.05.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat…….. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, iş-eser bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, yanlar arasında “sözlü” olarak sözleşme yapıldığını ve bu sözleşme gereğince, davalıya muhtelif küpe, yüzük ve kolye yaparak teslim etmiş olmasına karşın, (778) gram altın tutarındaki iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek; 6.000,00 TL’nin, ıslah yoluyla da 18.136,00 TL’nin toplamı olan 24.136,00 TL iş bedelini dava etmiştir.
Davalı vekili yanlar arasında akdi ilişki bulunmadığını ve dolayısıyla davalının davacıya herhangi bir sebeple borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 24.136,00 TL (YTL)’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında sözlü olarak kurulduğu ileri sürülen akdi ilişki, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere, niteliğince bir “eser” sözleşmesidir. Davacı, yüklenici; davalı ise, iş sahibidir. Dava değerine göre, yanlar arasındaki akdi ilişkinin kurulmuş olduğu, HUMK’nın 288. maddesi uyarınca yasal ve yazılı delillerle davacı tarafından kanıtlanmalıdır. Somut olayda, karşı tarafın açık onayı bulunmadığından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 289. maddesi; “yazılı delil başlangıcı” niteliğinde bir delile dayanılmadığından aynı Kanunun 292. maddesi hükümleri gereğince akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu, davacı yüklenici “ tanık delili” ile kanıtlayamaz.
HUMK’nın 293/IV. maddesi uyarınca, yanlar arasında “sözlü” eser sözleşmesinin “tanık” delili ile kanıtlanabilmesi için bu tür sözleşmelerin yazılı şekilde yapılmadığına dair o bölgede yerleşmiş, kararlılık kazanmış ve herkesin uyduğu bir teamülün varlığının kanıtlanması zorunludur. Mahkemece, İstanbul Kuyumcular Odası Başkanlığının 15.03.2007 günlü yazısı dayanak alınarak HUMK’nın 293/IV. maddesi uyarınca, tanık deliline değer verilerek yanlar arasında akdi ilişkinin varlığı kabul edilmiş ise de; bu yazı incelendiğinde yukarıda açıklanan koşulları içermediği anlaşıldığı gibi, Odanın yazısı da, başkaca delillerce de doğrulanmadıkça anılan Yasa hükmünün uygulanması için yeterli değildir. Bu hukuksal sebeplerle, tanık deliline dayanarak, yanlar arasında “sözlü” eser sözleşmesinin yapıldığının mahkemece kabulü doğru olmamıştır.
Ancak, davacı yüklenici, dava dilekçesinde “yasal” deliller kapsamında “yemin” deliline de dayanmış olduğundan; mahkemece, “sözlü” eser sözleşmesinin kanıtlanabilmesi için davalıya “yemin önerme” hakkının bulunduğu hatırlatılarak; davacının bu hakkını kullanması ve yeminle ilgili yargılama işleminin yapılması sonucu, akdi ilişkinin kurulmuş olduğu sonucuna varılması halinde, uyuşmazlığın esasına girilerek, tarafların delilleri sorulup tespitiyle, toplanıp değerlendirilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
Açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı gerekçelerle davanın mahkemece kabulü doğru olmamış; kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden 625,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 14.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.