YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4561
KARAR NO : 2009/4745
KARAR TARİHİ : 15.09.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süresi dışında davacının temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, varlığı ileri sürülen alacağın davalıdan tahsili ile toplam 13.600,00 YTL (TL) tutarlı sekiz adet bonodan ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, alacak davasının kısmen kabulü ile 805,00 YTL alacağın dava tarihinden itibaren değişen oranlardaki reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; menfi tespit davasının kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiş ve davalı vekilince sunulan 03.06.2008 tarihli ve resmi havaleli dilekçe ile davalı vekili temyiz isteminden feragat ettiğini bildirmiştir.
1-Yerel mahkeme kararı, davalı… PVC Sist. Paz. San. ve Ticaret Ltd. Şti. vekili avukat … tarafından sunulan 06.06.2008 günlü temyiz dilekçesi ile temyiz edilmiş ise de; temyiz harcının yatırılmadığı ve dilekçeninde temyiz defterine kaydının yapılmadığı anlaşıldığı gibi; 03.06.2008 tarihli dilekçesiyle de davalı vekili yetki içeren vekâletnamesine dayalı olarak usulüne uygun olmayan temyiz isteminden feragat ettiğini bildirmiş olduğundan davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
b-Yanlar arasında 11.08.2006 tarihli ve “Ahmet Süme’ye Ait Aliağa’da Yapılmakta Olan 6 Dairenin Pimapen PVC Doğramaların Sözleşmesidir” başlıklı adi yazılı sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca, bir “eser” sözleşmesi olup; davacı tarafından işsahibi, davalı yanca da yüklenici sıfatlarıyla imzalanmıştır. Yüklenici davalının ediminin kapsamı, sözleşmede tek tek sayılmış ve iş bedelinin ise, (KDV) dahil götürü olarak 20.000,00 YTL olduğu sözleşmede açıklanmıştır. İşsahibi davacının, davalı yükleniciye 3.000,00 YTL peşin ödeme yaptığı ve herbiri 1.700,00 YTL tutarlı 25.10.2006 ila 25.07.2007 tarihleri arasında birer ay aralıklı vadeli on adet bononun da iş bedeline mahsuben yükleniciye davalı tarafından verildiği yazılıdır. Davada da, davacı tarafından; 25.10.2006 ve 25.11.2006 vade tarihli bonoların toplamı olan 3.400,00 TL alacak ile peşin ödenen 3.000,00 TL’nin toplamı olan 6.400,00 TL tutarındaki alacaktan, yüklenici davalının yaptığı kabul edilen (2.) kattaki dairenin PVC işlerinin bedeli olan 3.250,00 YTL (TL)’nin mahsubu yapılarak 3.150,00 YTL’nin davalıdan tahsili ile davalıya verilen sekiz adet ve herbiri 1.700,00 YTL tutarında olan bonolardan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istenmiştir.
Yanlar arasındaki sözleşmede iş süresi ve işin teslimi zamanı gösterilmemiştir. Ancak, davalı yüklenicinin sözleşme konusu dairelerden ikinci kattaki dairenin PVC işini yapmış olduğu ve diğer dairelerin PVC işlerini yapmadığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sabit bulunmaktadır. Sözleşmede işin teslim tarihi yanlarca kararlaştırılmamış ise de; sözleşme konusu işin imaline başlayan yüklenicinin, işin tekniğinin gerektirdiği uygun süre içinde tamamlaması gerekir (BK.md.74). Çünkü, haklı bir gecikme sebebinin varlığı davalı tarafça kanıtlanmadığı gibi; Borçlar Kanunu’nun 81. maddesi hükmü kapsamında “PVC işinin yapılabilmesi için daireleri uygun hale getirilmesi niteliğindeki” öncelikli ediminin ifası için de aynı Kanun’un 90. maddesi hükmüne uygun şekilde davacı, alacaklı temerrüdüne düşürülmemiştir. Diğer yandan, yüklendiği edimin tamamen ifası için makul bir süre geçmesine karşın yüklenici davalının herhangi bir çalışması olmamıştır. Yüklenilen işin kapsamı ve açıklanan nedenler değerlendirildiğinde, davacının, karşı edimin ifası için beklemesi gereken sürenin aşıldığı ve işin tesliminde yüklenici davalının tam kusurlu olarak borçlu temerrüdüne düşmüş bulunduğu sonucuna varıldığından işsahibi davacı, sözleşmenin feshinde haklıdır.
Borçlar Kanunu’nun 108. maddesi gereğince, sözleşmeyi fesheden alacaklı, kendisine düşen borcu ödemekten kaçınabilir ve yapmış olduğu ödemeyi geri isteyebilir. Bundan başka, eğer borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlayamazsa, alacaklı sözleşmenin geçersiz kalmasından doğan zararın tazminini de isteyebilir. Borçlar Kanunu’nun 106. maddesi gereğince, fesih hakkını kullanan davacı işsahibi, az yukarıda açıklandığı üzere, aynı Yasanın 108. maddesi uyarınca, davalıya yaptığı 6.400,00 TL ödemesinden davalı yüklenici tarafından yapılan işin bedeli olan 3.250,00 TL’nin mahsubu yapıldıktan sonra kalan 3.150,00 TL alacağını davalıdan tahsilini ve iş bedeline mahsuben davalıya verilen sekiz adet bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitini talep edebilir. Açıklanan bu sebeplerle, davanın kabulü yerine; hukuksal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine; (2-a) maddesinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2-b) maddesinde gösterilen sebeplerle de diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 15.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.