YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4771
KARAR NO : 2008/7000
KARAR TARİHİ : 24.11.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı-k.davacı Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (…) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl dava eser sözleşmesinden kaynaklanan kesin hakediş alacağının tahsili, birleşen davalar ise aynı işten kaynaklanan fazla ödemelerin istirdadı istemlerine ilişkindir. Mahkemece birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların reddine dair verilen karar davalı-birleşen karşı davacı İdare vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki belgeler ve bir kısım yazışmalardan … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/453 Esas ve 2002/291 Esas sayılı dosyalarında resmî evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yüklenici şirket yetkilileri ve idare elemanları hakkında kamu davası açıldığı, bu davaların halen derdest olduğu ve 2002/291 Esas sayılı dosyada eldeki davanın sonucunun beklendiği anlaşılmaktadır.
BK’nın 53. maddesi hükmünce hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, bu konudaki ceza mahkemesi kararı ile verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de; ceza mahkemesinin maddî vakaların sübutuna ilişkin kabulü ile mahkumiyet kararı hukuk mahkemesini de bağlayacağından, mahkemece sözkonusu ceza dosyalarının celp edilerek dava konusu iş ve yüklenici ve idare elemanları ile ilgili olduğunun tespit edilmesi halinde sonuçlanmaları ve verilen hükümlerin kesinleşmeleri beklenerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, davalı İdare tarafından delil olarak bildirilmesine rağmen bir gerekçe de gösterilmeksizin sözkonusu dava dosyaları incelenmeden davanın sonuçlandırılması doğru olmamıştır.
Öte yandan sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için borçlunun BK’nın 101. maddesi uyarınca usulüne uygun ihtarla temerrüde düşürülmesi ya da kesin vadede borcun ifa edilmemiş olması gerektiği halde ve temerrüt ihtarı bulunmadığı gibi kesin vade de olmamasına rağmen asıl davada talep edilen alacak için dava tarihi yerine temerrüde esas teşkil etmeyen kesin kabul tarihinden faiz uygulanması da kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ve birleşen davanın davacısı İdare yararına BOZULMASINA, 24.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.