Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/5074 E. 2009/4922 K. 29.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5074
KARAR NO : 2009/4922
KARAR TARİHİ : 29.09.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, davalı tarafından temizlik kamyonlarının bakım ve onarım işlerinin davacıya yaptırılmış olduğu ve bu işin yapılmasına yönelik olarak yanlar arasında sözlü sözleşme yapıldığı iddiasıyla açılmış olup; ödenmediği ileri sürülen iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı tarafın, yanlar arasında akdî ilişkinin kurulduğunu yasal delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının, mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesine ait temizlik kamyonlarının pompa ve sair aksanlarının bakım ve onarımı işlerini müvekkile yaptırdığını ve bu işe ilişkin yanlar arasında “sözlü” anlaşma yapıldığını ve toplam 7.409,61 YTL (TL) tutarındaki iş bedelinin ödenmediğini ileri sürmektedir. Davalı taraf ise, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkiyi inkâr etmektedir.
HUMK’nın 288 ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince ve dava değerine göre, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca, bir eser sözleşmesi niteliğinde olan yanlar arasındaki akdî ilişkinin kurulmuş olduğu, davacı tarafça yasal ve yazılı delillerle kanıtlanması gereklidir. HUMK’nın 289. maddesi gereğince karşı tarafın açık onayı bulunmadığından; aynı Kanun’un 292. maddesi uyarınca da “yazıl delil başlangıcı niteliğinde bir delile dayanılmadığından, taraflar arasında sözlü olarak eser sözleşmesinin yapıldığı tanık deliliyle kanıtlanamaz. Ancak, davacı, dava dilekçesinde yasal delil kapsamında “yemin” deliline dayanmış olduğundan kural olarak, akdî ilişkinin varlığının kanıtlanabilmesi için yemin deliline dayanabilir. Nevar ki, davacı vekili 12.09.2007 günlü delil listesinde gösterdiği delillerden vazgeçtiğini ve “tek delil” olarak davalı şirketin ticari defterlerine dayandığını 26.02.2008 günlü ıslah dilekçesi ile bildirmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.03.1974 gün ve 1972/4-1240 E. 1974/220 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, deliller hasredilmedikçe veya delillerin bildirilmesi için mahkemece kesin süre verilmedikçe taraflar her zaman yeni delil getirebilir. Somut olayda da, davacı tarafından deliller hasredilmediği gibi mahkemece de, davacı tarafa tüm delillerini hasren sunabilmesi için kesin süre verilmemiştir. Davacı vekili davalı ticaret şirketinin ticari defterlerini tek delil olarak dayandığını bildirdiğine göre; mahkemece, Türk Ticaret Kanunu’nun 83/II. maddesi hükmüne uygun şekilde inceleme yapılması gerekmektedir. Bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; az yukarıda açıklandığı üzere davalının ticari defterleri üzerinde usulüne uygun şekilde bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılması ve davalı yanca usulünce yapılan tebligata karşın ticari defterlerin sunulmaması durumunda ise Türk Ticaret Kanunu’nun 83/II. maddesinde öngörülen şekilde “yemin” işlemi yaptırılarak akdî ilişkinin kurulmuş olduğunun saptanması durumunda uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 29.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.