Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/5120 E. 2009/4908 K. 28.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5120
KARAR NO : 2009/4908
KARAR TARİHİ : 28.09.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle yapılan takibe vâki itirazın iptâline ilişkindir. Davalı, inşaat yapımı konusunda yazılı sözleşme bulunmadığını, davacının dayandığı yazılı sözleşmenin de yetkili temsilcilerince imzalanmadığını, borçlarını ödediklerini savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Davacı ile ….. isimli şahıs arasında imzalanan 06.11.2006 tarihli sözleşmeye dayanılarak davalı şirketten alacağın tahsili istenmiş ise de, davalı sözleşmede imzası bulunan kişinin yetkili temsilcileri olmadığını belirterek sözleşmeye dayanılamayacağını savunmaktadır. Mahkemece bu hususta inceleme yapılmadan hayatın olağan akışına ters olduğu gerekçesi ile sözleşmeye itibar edilmemiştir. Oysa yapılması gereken iş, davalı defter ve kayıtları incelenerek sözleşmede imzası bulunan…’in davalı şirketi temsile yetkisi olup olmadığı, yaptığı işlemlerin davalı şirket tarafından benimsenip benimsenmediği hususlarının Borçlar Kanunu’nun 32. ve devamı maddeleri hükümlerince incelenmesi, temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı anlaşıldığında, sözleşme hükümlerince davacı alacağının hesaplanması, temsilci sıfatının bulunmadığı sonucuna varılırsa, gerçekleşen imalâtın yapıldığı tarihteki piyasa fiyatının BK’nın 366 maddesi uyarınca uzman bilirkişiye bedelinin hesaplattırılması, bundan davalının kanıtlayabildiği ödeme tutarının mahsubu ile sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacının kötüniyetle takip yaptığı hususu İİK’nın 67. maddesi uyarınca kanıtlanamadığı halde ayrıca kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 28.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.