Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/5615 E. 2009/3801 K. 23.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5615
KARAR NO : 2009/3801
KARAR TARİHİ : 23.06.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesine dayalı rucuen tazminat istemiyle başlatılan icra takibine vâki itirazın iptâli istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece devamına karar verilen asıl alacağa 27.01.2005 ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Sözleşmeden doğan alacaklarda alacaklı lehine faiz yürütülebilmesi için, davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Somut olayda, icra takibinden önce miktar bildirir ihtarname ile davalı temerrüde düşürülmediği halde hüküm altına alınan asıl alacağa 27.01.2005 ödeme tarihinden faiz yürütülmesi hatalı olmuştur. Davalı alacaklı icra takip tarihi (26.02.2007) itibariyle temerrüde düşmüş sayılacağından bu tarihten faiz yürütülmesi gerekirken, ödeme tarihinden faiz yürütülmesi doğru olmamıştır.

3-İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, davalı borçlunun icra takibine itirazında haksız ve alacağın likid olması gerekir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi ve davacının kusur oranlarını dikkate almadan tüm alacağı takibe koyması ve alacağın miktarının bilirkişi incelemesi sonucu saptanması nedeniyle davalı itirazında tamamen haksız sayılamaz. Bu durumda davacı tarafın icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Kararın bu yönlerden bozulması gerekir ise de; yapılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden. HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulüyle hükmün 1. maddesi ikinci satırındaki “… 27.01.2005 ödeme tarihinden” tarih ve kelimelerinin karardan çıkarılarak yerine, “… 26.02.2007 icra takip tarihinden” tarih ve kelimelerinin yazılmasına, 3. bent gereğince, 2. maddenin tamamının karardan çıkarılarak, yerine “davacı tarafın şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 625,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.052,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.