Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/6429 E. 2009/4940 K. 29.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6429
KARAR NO : 2009/4940
KARAR TARİHİ : 29.09.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı … vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat …… ile davalı vekili avukat … …. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Asıl ve birleşen dava BK’nın 355 ve devamı maddelerinde tanımlanan eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, ödenmeyen iş bedeli, muarazanın men’i ve malzemelerin iadesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazları ve davalının temyiz itirazlarına gelince;
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 42. maddesinin 7. bendinde imalât ve inşaat işlerinin yaptırılma yöntemini belirlemek, kooperatif genel kurulunun devir ve terk edemeyeceği yetkileri arasında sayılmıştır. Yine aynı Kanunun 59. maddesinin 6. fıkrasında yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personelinin ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına bizzat ve dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir ticari muamele yapamayacağı hükmü getirilmiştir. Yanlar arasında düzenlenen 30.11.2001-20.02.2002 ve 25.06.2002 tarihli sözleşmelerin imzalanmasından önce
Kooperatif Genel Kurulunca inşaatın yapılması yöntemi ile ilgili alınmış bir karar bulunmamaktadır. 11.01.2002 tarihinde yönetim kurulunca işin davacıya yaptırılmasına karar verilmiş ise de; anılan yasa maddesi gereğince genel kurulun bu yetkisini devir ve terk imkânı bulunmadığından sözkonusu yönetim kurulu kararı geçerli olmadığı gibi, daha sonra yapılan genel kurullarda sözkonusu sözleşmelere açıkça icazet verilmediğinden 30.11.2001, 20.02.2002 ve 25.06.2002 tarihli sözleşmeler 1163 Sayılı Yasanın 42/7 maddesi uyarınca geçersizdir. Diğer yandan yüklenici şirket yetkilisi Cem Türk dosyadaki nüfus kaydına göre, 11.08.2002 tarihinde iş sahibi kooperatifin yönetim kurulu başkanının kızıyla evlenmiş olup, aralarında damat-kayınpeder ilişkisi kurulmuştur. Bu hal yönetim kurulu başkanının, dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir konuda ticari muamele yapması niteliğinde olduğundan 30.01.2003, 15.02.2003 ve 18.03.2003 tarihli sözleşmeler de 1163 sayılı Kanunun 59/VI. maddesine göre bağlayıcı değildir. Bu durumda yanlar arasında imzalanan tüm sözleşmeler geçersiz olduğundan sözleşme hükümleri bir yana bırakılıp davacı yüklenicinin hakettiği iş bedelinin BK’nın 366. maddesi gereğince yapıldıkları yıl mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerekir.
Alınan her iki bilirkişi raporu 2. kuruldaki hukukçu bilirkişinin ön raporunda saptadığı eksikler tamamlanıp ek rapor alınmamış olmakla birlikte, teknik bilirkişi beyanlarına göre birbirinden tamamen farklı olduğu ve az yukarıda açıklanan biçimde hesaplama yapılmadığından, hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu durumda gerçeğin daha iyi ortaya çıkması için öncekiler dışında mahkemece re’sen seçilecek ikisi teknik, birisi de yorumda yardımcı olmak üzere hukukçudan oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan BK’nın 366. maddesi uyarınca yapıldıkları yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre gerçekleştirdiği imalâtlar nedeniyle davacı yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin tarafların önceki raporlara itirazları karşılanarak ve varsa ceza mahkemesinde alınan raporlar da dikkate alınarak hesaplattırılması, bulunacak bu miktardan da iş sahibi kooperatifin kanıtladığı ödemeler düşülerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde açıklanan nedenlerle davacı yüklenicinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 625,00’şer TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 29.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.