YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7304
KARAR NO : 2009/611
KARAR TARİHİ : 06.02.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili avukat …….. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava HUMK’nın 445 vd. maddeleri uyarınca yargılamanın iadesi istemiyle açılmış ve mahkemece, muhakemenin iadesi istenen davada davalı olarak gösterilen…..e tebligat yapılamadığı kabul edilerek yargılamanın iadesi istemi kabul edilmiş, arsa sahibi Nurittin tarafından açılan davada davanın kabulüne dair verilen karar kaldırılarak bu defa yapılan yargılama sonunda davalının sorumlu tutulduğu senedin aslının ibraz edilememesi sebebiyle arsa sahibince açılan davanın reddine karar verilmiş, karar eldeki davanın davalısı Nurittin vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-HUMK’nın 445 ve 446. maddelerinde iade-i muhakeme nedenleri sayılmıştır. Davada ilk davada hükme esas alınan senet aslının ibraz edilemediği, fotokopi belgedeki … imzasının ise sahte olduğu ileri sürülerek sahtelik iddiasına dayanılmış, bu iddianın, ilk davada kendisine tebligat yapılamadığından incelenmediği, savunma hakkının kısıtlandığı belirtilmiştir. Tebligat adresi bilindiği halde, yanlış adres gösterilerek hükmün elde edildiği nedeniyle iade istenmiştir. Yargılamanın iadesi istenen dosyadaki davanın davalısı …’e dava dilekçesinin tebliğine dair bir evraka rastlanmamıştır. Durum PTT’den sorulmuş, “PTT Merkez Müdürlüğü Adliye Sarayı-Adana’dan” alınan cevapta sözkonusu tebligatla ilgili evrakın Seka’ya gönderildiği ve bu nedenle tebligatın ne şekilde yapıldığının bilinemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda tebligatın usulüne uygun biçimde yapılıp yapılmadığı denetlenememiştir. Öyle olunca 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 nci maddesine uygun şekilde tebligat yapılmadığının kabulü gerekmiştir. Mahkemece verilen kararda 7201 sayılı Kanunun 35 nci maddesine dayanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu durumda mahkeme kararının da davalıya tebliğ olunamadığı sonucuna varılmaktadır. Davacı vekili yargılamanın iadesi nedeni olarak tebligat için gösterilen adresin yanlış olduğu iddiasında bulunmuştur. Mahkeme kararının tebliğe çıkartıldığı adres ile hükmün icraya konulduğu adresin aynı olmaması karşısında HUMK’nın 445/VII. maddesinde belirtilen iade sebebinin oluştuğu kabul edilmelidir.
Sahtelik iddiasına gelince; gerek açılan ilk davada ve gerekse yargılamanın iadesi davasında hükme esas alınan 22.12.2000 ve 15.12.2002 tarihli senetlerin asılları sunulamamış olup 22.12.2000 tarihli senet fotokopisinde …’in ismi yer almamaktadır. 15.12.2002 tarihli senet aslı da ibraz olunmamış, fotokopisi sunulan belgede … …’in isim ve imzası yer almaktadır. Ancak sözkonusu belgeler iade-i muhakeme isteyence inkâr edildiğinden sözkonusu belgelerin sıhhatinin tesbiti zorunlu bulunmaktadır. Fotokopi belgelerdeki imzaların sıhhatinin incelenmesi teknik açıdan mümkün olmadığından Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararlarında da fotokopi belgelerdeki imzaların da incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda dayanak senetlerin sıhhatinin belirlenmesi ancak belge asıllarının ibrazına bağlı olup, taraflar belge asıllarının kendilerinde olmadığını beyan ettiklerinden mahkemece, HUMK’nın 334. maddesi uyarınca belgede taraf diğer üçüncü kişilerin senet aslını ibraz etmeleri için mahkemece gerekli işlemin yapılması, senet asılları ibraz olunduğu takdirde aynı Kanunun 317. maddesi delaletiyle 308 ve 309. maddeleri uyarınca gerekli tetkikat ve gerektiğinde imza incelemesinin bilirkişi eliyle yaptırılması, inceleme sonunda belgedeki imzanın davacı …’e ait olduğunun anlaşılması halinde iade-i muhakeme isteminin reddine karar verilmesi aksi takdirde şimdiki gibi iade talebinin kabulüyle arsa sahibince açılan davanın reddi cihetine gidilmelidir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent uyarınca kabulüyle hükmün iade-i muhakeme davalısı Nurittin Uzer yararına BOZULMASINA, 550,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacı … …’den alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı Nurittin Uzer’e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 06.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.