Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/7542 E. 2009/833 K. 16.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7542
KARAR NO : 2009/833
KARAR TARİHİ : 16.02.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat ….. ile davalı vekili avukat … …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibi Bakanlık tarafından davalı yüklenici şirkete yapılan fazla ödemenin istirdadı talep edilmiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, “Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığının Yeniden Yapılanması İnşaatı” hakkında 28.11.1994, 12.03.1997 ve 03.12.1997 tarihli sözleşmelerin düzenlendiği, yapılan işlerin geçici ve kesin kabullerinin tamamlanarak teslim edildikleri hususu sabittir. Bu aşamadan sonra davacı Bakanlıkça yaptırılan teftiş incelemesi sonucu; dava konusu her üç sözleşmeye ilişkin olarak, imalâtta kullanılan ve işin keşfinde bulunmadığı gibi birim fiyatlar arasında da yer almadığı için “andezit taşı” konusunda düzenlenen yeni fiyatların sözleşmede öngörülen usule uygun belirlenmediği, keza piyasa fiyatlarının üzerinde oldukları, dolayısıyla da davalı yükleniciye fazla ödeme yapıldığı belirlenmiş anılan fazla ödemenin istirdadı için de temyiz incelemesine konu işbu dava açılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; uyuşmazlığın Sayıştay Temyiz Kurulu’nca da incelendiği ve davacı Bakanlığın tazmini gereken bir zararının bulunmadığının tesbit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa eldeki davanın niteliği itibariyle Sayıştay’ca verilen kararın kesin hüküm teşkil ettiğinin veya mahkemeyi bağladığının kabulü mümkün olmadığı gibi, HUMK’nın 275. madde hükmüne göre hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan bu hususta bilirkişilerden alınan 09.04.2007 günlü rapora bağlı kalınarak ve bahsedilen gerekçe ile red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
İşin esasına gelince; yanlar arasında düzenlenen 28.11.1994 ve 12.03.1997 tarihli sözleşmelerin eki keşiflerde yer almayan “andezit taşı” ile ilgili yeni fiyat düzenlenmesi yapılması işlemi yerindedir. Ancak taraflar arasında düzenlenen 03.12.1997 tarihli sözleşme öncesi, ihale aşamasında “andezit taşı” ile ilgili olarak özel fiyat tanzim edildiği ve bu sözleşmeye hasren işin keşfine dahil edildiği, dolayısıyla anılan sözleşme kapsamında bu hususta, yeni fiyat tanziminin sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. O nedenle davacının 03.12.1997 günlü son sözleşmede fiyatı belirlenmiş ve buna uygun ödemeleri yapılmış bu imalât kalemi hakkında fazla ödeme iddiası ile davalı yükleniciden talepte bulunması yerinde olmayıp sadece yasal koşulları varsa belirtilen özel fiyatı hazırlayan kendi görevlilerine karşı müracaat hakkı bulunmaktadır.
28.11.1994 ve 12.03.1997 günlü sözleşmelerdeki hukuki durumun ise sözleşme hükümleri ve eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi uyarınca değerlendirilmesi lazımdır. 28.11.1994 tarihli ilk sözleşmenin 16 ve 18., 12.03.1997 tarihli ikinci sözleşmenin ise 15. maddelerinde özetle uygulama yılı içinde inşaata girecek olan rayiç ve birim fiyatları belli olmayan malzemelere ait proforma faturaların imalâtçı firmalardan alınacak en ucuz proforma değeri esas alınmak suretiyle fiyat analizi yapılarak uygulama yılı birim fiyatının tesbit edileceği öngörülmüştür. Sözleşme eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 20. maddesinde de yeni fiyat yapım usulü ayrıntısıyla gösterilmiş olup öncelik sözleşme hükümlerine ait olmak üzere gerekirse bu hükme de başvurulacağı HUMK’nın 287. madde gereğidir. Tarafların kısaca ifade edilen bu hukuki çerçevede yeni fiyatları düzenlemeleri gerekmektedir. Belirtilen usule aykırı şekilde düzenlenen yeni fiyatların ve buna göre yapılan ödemelerin yükleniciye kazanılmış hak vermesi de mümkün bulunmamaktadır. Dava konusu sözleşmeler kapsamında düzenlenen yeni fiyatlara esas alınan ve davalı yanca ibraz edilen proforma faturaların ise, örneğin ticaret odasına tasdik ettirilmedikleri, imalâtçıdan alınmadıkları, en ucuz değeri taşımadıkları, hatta üzerlerinde yazılı bedeller ile dip koçanlarındaki bedellerin birbirine uygun olmadığı ve bu sebeple ilgililer hakkında ceza davaları açıldığı anlaşılmaktadır. Buna karşın mahkemece yapılan yargılama sırasında yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olguların dikkate alınmadığı, yetersiz bilirkişi görüşleri ile sonuca varılmaya çalışıldığı açıktır. Nitekim belirlenen ilk bilirkişi heyeti, HUMK’nın 276/III. maddesi uyarınca üç kişiden fazla olamayacağı halde dört kişiden oluşturulduğu gibi, verdikleri raporda farklı görüşler ifade edilerek görüşlerde oyçokluğu sağlanamamış, yine HUMK’nın 276/III. maddesine aykırı şekilde beş kişiden oluşturulan diğer bir bilirkişi heyetinden alınan ikinci raporda ise ayrıntısı açıklanmaksızın ilk rapordaki muhalif görüşte oldukları bildirilmiş, bilahare oluşturulan son bilirkişi heyetinin de teknik kişilerden oluşmadıkları ve verdikleri raporun hukuki yanılgıya dayalı olduğu, netice itibariyle temin edilen tüm bilirkişi raporlarının uyuşmazlığı aydınlatıcı, çözümde mahkemeye yardımcı ve Yargıtay denetimine de elverişli nitelikte olmadıkları görülmüştür. Buna ilaveten uyuşmazlık konusunu yakından ilgilendiren ceza davaları ile ilgili olarak da yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; uyuşmazlık konusu hakkında uzmanlığı bulunan iki teknik bilirkişi ile hukuki yorumda yardımcı olması için inşaat hukuku alanında yetkinliği bulunan bir hukukçu bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi heyeti marifetiyle, dava
konusu “andezit taşı” ile ilgili olarak uygulaması yapılan yeni fiyatların bilhassa 28.11.1994 günlü sözleşmenin 16. ve 18., 12.03.1997 günlü sözleşmenin ise 15. maddelerinde ve her iki sözleşmenin de ekini teşkil eden Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 20. maddesinde öngörülen usul dairesinde düzenlenip düzenlenmediğinin tesbit ettirilmesi, bu husustaki değerlendirmede Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/269 Esas sayılı dava sonucunun beklenerek fazla ödemeye esas teşkil ettiği ileri sürülen ve tahrife konu proforma faturaların durumlarının da nazara alınması, ancak burada hukuk hakiminin BK’nın 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmayacağı noktası gözden uzak tutulmamalı, sonuçta uygulanmış olan yeni fiyatların sözleşmeler ve eki şartnameye aykırı düzenlendiği veya yeni fiyatlara esas proforma faturalarda tahrifat yapıldığı kanaatine ulaşıldığı takdirde bilirkişi heyetince belirlenecek gerçek fiyatlar üzerinden uygulanması gereken yeni fiyatların tesbiti ile uygulanan yeni fiyatların mukayesesinin yaptırılarak davalı yüklenici şirkete fazla ödemede bulunulup bulunulmadığı belirlenip neticesine göre hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönler nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 550,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 16.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.