YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1106
KARAR NO : 2009/3312
KARAR TARİHİ : 02.06.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, ayıplı yapılan imalât nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı yüklenici… Merkez Çıraklık Eğitim Merkezi Binası inşaatının yapımını üstlenmiş, işin kesin kabulü 01.05.1996 tarihinde yapılmış, 20.06.1996 tarihinde de kesin kabul tutanağı onaylanmıştır.
Dava dilekçesinde; yapılan deprem tahkiki sonucu binada ayıplı malzeme kullanıldığı, yüklenici tarafından teknik icaplara uygun imalât yapılmadığı, demir donatısının ve beton mukavemetinin belirtilen hükümlere uygun olmadığı, binanın güçlendirilmesi gerektiği belirtilerek, güçlendirme projesinin uygulanması için gereken meblağın yükleniciden tahsili istenmiştir. Dava nedeni işin fen ve teknik kurallara aykırı yapılması ve yapılan işte ayıplı malzeme kullanılması şeklinde gösterilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; binada kullanılan demir donatılarının projesine uygun olarak yapılmış olduğu, inşaatın ihale tarihinde uygulanmakta olan 1975 yılı deprem yönetmeliğine göre hazırlanmış olan projelere uygun olarak yapılmış olduğu, idare tarafından güçlendirme projesinin ise 1998 tarihli “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” esaslarına göre hazırlanmış olduğu, bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan yapıları kapsamayacağı, bu nedenle davacı idarenin alacak talebinde haklı olmadığı belirtilmiştir. Gerçekten, dava konusu Çıraklık Eğitim Merkezi Binasının 1975 yılı Deprem Yönetmeliğinin yürürlükte olduğu dönemde yapılıp teslim edildiği anlaşıldığına göre, bilirkişilerce değerlendirmenin bu yönetmelik hükümlerine göre yapılmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak, davacı idare vekili bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçesinde “yapıda kullanılan hali hazır beton mukavemetinin projede öngörülen B 160 betonunun değeri olan 140 kg/cm2’sinin çok altında
olduğunu, demir donatı cinsleri ve donatı aralıklarının tesbiti amacıyla yapılan röntgen çekimlerinin yapının hangi elemanlarında yapıldığının belli olmadığını, yapı planı üzerinde gösterilmediğini, dava konusu yapının beton elemanlarından alınan beton karot numunelerinin laboratuar ortamında test edilmesiyle elde edilen hali hazır beton gerilmelerinin A Blokta 32,19 kg/cm2, B Blokta 36,54 kg/cm2, C Blokta 44.78 kg/cm2 olduğunun, olması gereken beton mukavemetinin A Blokta %23’ü, B Blokta %26’sı, C Blokta %32’sinin sağladığını” ileri sürmüştür.
Davacı idare vekilinin demir donatıları ve beton mukavemeti ile ilgili olarak yaptığı itirazlar yönünden bilirkişi raporunda yeterli açıklama ve açıklık bulunmamaktadır. Mahkemece davacının itirazlarını cevaplandırır ek rapor alınmadan hüküm kurulmuştur.
HUMK’nın 275. maddesi uyarınca, mahkeme çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Aynı Yasanın 283. maddesine göre de, hakim bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması, tarafların rapora itirazları var ise bu itirazların cevaplanması için bilirkişi veya bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verebilir. Bundan sonra rapor veya ek raporun hüküm kurmaya elverişli bulunmaması halinde ayrı bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekir. Bilirkişi raporlarının da gerekli açıklamaları taşıması ve Yargıtay denetimine elverişli olması lazımdır.
Hal böyle olunca, bilirkişilerden davacı idare vekilinin rapora yönelik itirazlarını cevaplandırır nitelikte Yargıtay denetimine elverişli ek rapor ve gerekli görülmesi halinde yeniden oluşturulacak bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, Yargıtay denetimine elverişli davacı idarenin itirazlarını cevaplandırır biçimde bilirkişiden ek rapor, gerek görülmesi halinde de yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor almak ve sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir. Yetersiz rapora bağlı kalınarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı idare yararına BOZULMASINA, 02.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.