YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1680
KARAR NO : 2010/1755
KARAR TARİHİ : 29.03.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, yanlar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak açılmış olup; yapılan iş bedelinin arsa sahipleri davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 6.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş ve verilen karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Bakırköy 10. Noterliğince doğrudan düzenlenen ve arsa sahipleri … Baba ve … ile yüklenici … arasında yapılan 17.06.1997 tarih, 25367 yevmiye numaralı ve “Düzenleme Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” başlıklı sözleşmede kararlaştırılan koşullarla İstanbul İli, Bahçelievler İlçesi, 1. Bölge Kocasinan Köyü, Köyaltı Mevkii’nde bulunan 11702, 11703 ve 11704 parsel sayılı olarak tapuya tescilli taşınmaza yüklenici davacı, inşaat yapmayı yüklenmiş; yine yanlar arasında aynı Noterlikçe doğrudan düzenlenen 15.03.1999 günlü ve 9658 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Tadil Sözleşmesi” yapılmıştır. Arsa sahipleri tarafından yüklenicinin inşaatı “kaçak olarak” yapmış olması ve Belediye Encümenince inşaatın yıkımına karar verilmiş olması sebebiyle yanlar arasındaki sözleşmelerin “geriye etkili sonuç doğurur” şekilde feshine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucu; Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09.10.2001 tarihinde kesinleşen 20.06.2001 tarih, 2000/45 esas ve 2001/441 karar sayılı hükmü ile dava kabul edilmiş ve yanlar arasındaki sözleşmelerin “geriye etkili sonuç doğurur şekilde” feshine ve yüklenici adına tapuya kayıtlı payların iptâli ile arsa sahipleri adına tesciline karar verilmiştir. Ayrıca, arsa sahipleri tarafından Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava sonucunda da; yükleniciden pay satın alan davalı üçüncü kişiler adına olan pay kayıtlarının iptâline ve arsa sahipleri adına tesciline; pay satın almayan davalılar Hasan Oruç ve Münire Yöner hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ve bu karar temyiz incelemesinden de geçirilerek kesinleşmiştir.
3194 Sayılı İmar Kanunu’nun hükümleri, kamu düzeni gereğince, “emredici” hukuk kurallarıdır. İmar Kanunu’nun 26. maddesinde gösterilen istisnalar hariç, aynı Kanunun 21. maddesi gereğince inşaat yapımı, ilgilisine göre belediye ya da valilikten alınacak izne tabidir. Onaylı mimari projesine ve yapı ruhsatına aykırı veya izinsiz olarak inşaat yapılmış olması halinde, aynı Kanunun 32. maddesi gereğince belediyece yıkım kararı verilmesi ve ayrıca 42. maddesi hükmü uyarınca da ceza yaptırımı uygulanması zorunludur. Somut olayda da; yüklenici tarafından yapılan inşaatın, yasal hale getirilmesinin mümkün olmadığı bilirkişi raporlarının incelenmesinden anlaşıldığı gibi; Bahçelievler Belediyesi Encümeninin 23.03.1999 tarih ve 872 sayılı kararıyla inşaatın yıktırılmasına karar verilmiştir. “Kaçak Yapı” İmar Yasasına aykırı olarak yapılmış olduğundan ekonomik değer taşımaz. Oysa sözleşmenin geriye etkili feshi halinde yüklenici, yasal olarak yapmış olduğu işin bedelini arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin kesinleştiği tarihteki serbest rayiç fiyatlarına göre ve Borçlar Kanunu’nun 61 ve izleyen maddeleri gereğince ve haksız iktisap kuralları uyarınca arsa sahiplerinden isteyebilir. Somut olayda, yüklenici davacının yaptığı inşaatın yasal hale getirilmesinin olanaksız bulunması ve kaçak yapının ekonomik değer ifade etmemesi sebepleriyle arsa sahiplerinin haksız iktisabından söz edilemez. Yüklenici davacı, sadece kaçak yapının yıktırılmasını talep edebilir. Açıklanan bu hukuksal nedenlerle; Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yasal dayanağı olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan; Mahkemece, davacının talep edebileceği iş bedelini, dava tarihi itibariyle belirleyen bilirkişi raporunun hükme dayanak alınmış olması da kabul şekli bakımından doğru değildir. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 29.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.