Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/3146 E. 2010/4002 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3146
KARAR NO : 2010/4002
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –
Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine borçlu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Ankara 6. İcra Müdürlüğü’nün 2007/11369 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı şirketin takip borçlusu davalı hakkında adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde, 10.384,00 TL asıl alacak ve 106,34 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsilini istediği, davalının süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi, itirazın iptâli davasının da süresinde açıldığı tespit olunmuştur.
İcra takibine davacı tarafından keşide olunan 13.11.2007 tarih ve 108978 numaralı fatura dayanak alınmış ise de, yanlar arasında 16.10.2007 tarihli ve “sözleşme” başlıklı adi yazılı sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme davacı tarafından yüklenici; davalı tarafından ise iş sahibi sıfatlarıyla imzalanmıştır. Yüklenici davacı, sözleşme eki sayılan davacı tarafından sunulan 20.09.2007 tarihli teklif mektubunda gösterilen işlerin, sözleşmedeki koşullarda (7.800,00 TL + KDV) tutarındaki “götürü” bedelle yapımını yüklenmiştir. Davacı, sözleşme dışı iş yaptığı iddiasıyla sözleşme bedeline, bu işin bedelini de ilave ederek KDV dahil 10.384,00 TL iş bedelini gösterir fatura düzenlemiştir. Ancak, davalı taraf 5.000,00 TL ödeme yaptığını, 13.03.2008 tarihli dilekçesinde ödeme tarihlerini gösterir şekilde bildirmiş ve davacı tarafça da iş bedeline mahsuben yapılan bu miktardaki ödeme kabul edilmiştir. Buna göre, sözleşme konusu ve sözleşme dışı işlerin noksansız ve kusursuz olarak yapılıp iş sahibi davalıya tesliminin davacı tarafça yasal delillerle kanıtlanması halinde, faturada gösterilen iş bedelinden ötürü davacının 5.384,00 TL bakiye alacağı sözkonusu olabilecektir.
Davalı tarafından yaptırılan delil tespiti sonucu, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/998 D.İş sayılı dosyasına sunulan 22.08.2007 günlü bilirkişi raporunda ise; eksik ve kusurlu işlerin 3.400,56 TL bedelle giderilebileceği açıklanmıştır. Ancak, bu rapora yüklenici davacı vekili itiraz etmiştir. Sözleşmede işe başlarken iş bedelinin %50’sinin, geriye kalan miktarın ise işin tesliminde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Borçlar Kanunu’nun 364. maddesi gereğince davacının, işi yaparak davalıya teslim ettiğini ve bakiye
15.H.D.
2009/3146
2010/4002
iş bedelini hakettiğini ve bu alacağın istenebilir olduğunu yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir. Az yukarıda açıklandığı gibi; sözleşme konusu iş bedeli “götürü” olarak kararlaştırılmıştır. O halde, davacının hakettiği sözleşme konusu iş bedeli tutarının belirlenebilmesi için mahkemece, uzman bilirkişi aracılığıyla yerinde keşif yapılarak yüklenicinin işten el çektiği tarihteki yapılan işin varsa nefaset farkları da düşülerek tüm işe oranının saptanması, bu oranın götürü bedele uygulanması, çıkan bu miktardan iş sahibinin ödediği miktar da düşülerek sözleşme konusu işten ötürü hakettiği iş bedeli belirlenebilir. Sözleşme dışı işin bedelinin belirlenmesinde sözleşme hükümleri uygulanamayacağından, bu nitelikteki işlerin bedeli ise Borçlar Kanunu’nun 410 ve devamı maddeleri hükümleri ve bu kapsamda “vekâletsiz iş görme” kurallarına göre işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa fiyatlarına göre bilirkişi incelemesi yaptırılarak mahkemece belirlenir.
HUMK’nın 275. maddesi hükmü uyarınca mahkeme çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Gerçeğin belirlenebilmesi için gerekli görülmesi halinde hakim, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırabilir (HUMK 284. madde). Özetle açıklanan hukuksal çerçevede somut olaya dönüldüğünde mahkemece, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olması doğrudur. Bilirkişi ücretinin takdirinde de hakim yetkilidir (HUMK 285. madde). Nevar ki; HUMK’nın 163. maddesi hükmü gereğince, kesin süreden söz edilebilmesi için ara kararında taraflarca yapılması gereken işler ayrıntılı bir şekilde belirlendikten sonra, ara kararının yerine getirilmemesi durumunda ne gibi işlem yapılacağının da usulünce taraflara duyurulması gerekir. Mahkemenin keşif yapılmasına ilişkin ara kararı incelendiğinde, HUMK 163. madde hükmüne uygun olmadığı sonucuna varılmaktadır. Çünkü, sözü edilen kararda keşif için gerekli keşif ücreti gösterilmediği gibi, mahkeme heyetinin ücreti tutarı ve tebligat masrafı da açıklanmamıştır. O halde, davacının mükellefiyet ve sorumluluklarının sınırını açıkça göstermeyen bir ara kararına dayanarak dava reddedilemez. Hakim, davayı en az giderle ve en kısa zamanda çözmek zorundadır (Anayasa 141/3 madde, HUMK 77. maddesi). Bu emredici hukuk kuralı gözetilerek mahkemece keşif yapılmalı; bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır.
Açıklanan sebeplerle mahkemece verilen kesin süre içinde keşif giderlerinin karşılanmamış olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.