Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/3323 E. 2009/7271 K. 29.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3323
KARAR NO : 2009/7271
KARAR TARİHİ : 29.12.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan kira tazminatı ve alacak istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı … ve dava dışı arsa sahipleri …, …, … ile davalı yüklenici kooperatif arasında …. Noterliği’nde düzenleme şeklinde yapılan 16.12.1996 tarihli “Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nin 1. maddesinde; inşaatın sözleşme tarihinden itibaren 21 ay içinde “anahtar teslimi” olarak teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamı ve toplanan delillerden davalı yüklenici kooperatifin iskân ruhsatı alarak dava tarihine kadar davacıya ait olacak 3 adet villayı teslim etmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı arsa sahibi dava tarihi itibariyle “değer kaybı” istemekte haklıdır. Nevar ki, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafından daha önce dava dışı diğer arsa hissedarları aleyhine Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/442 Esas sayılı dosyası ile açılan davada, alınan 03.10.2002 tarihli bilirkişi raporunda değer kaybı olarak belirlenen 23.511,45 TL, temyize konu eldeki davanın açıldığı 27.05.2004 tarihine eskale edilerek 70.533,00 TL değer kaybı hesaplanmıştır.
Gerçekten, 2001/442 Esas sayılı dosyada alınan 03.10.2002 tarihli bilirkişi raporunda “mimari projede blokların zemin kat taban katlarının tabiî zeminden 1,10 metre yüksekte olması gerekirken inşaat aşamasında daha düşük yapıldığı, bu durumun sahil beldelerinde deniz görme objektif unsuru nedeni ile konutlarda değer düşüklüğüne neden olduğu” belirtilerek davacının 3 adet konutunun bulunduğu B6 nolu blokta 23.511,45 TL “değer kaybı” olduğu saptanmıştır. Davacı temyize konu eldeki davanın dava dilekçesinde, 03.10.2002 tarihli bilirkişi raporunda değer kaybı olarak hesaplanan 23.511,45 TL’nin katsayı hesabı yapılarak dava tarihi itibariyle hüküm altına alınmasını istemiştir. Ancak, davacının konutlarındaki değer kaybı hesabının, mahallinde konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak bilirkişilerce, dava tarihi itibariyle bulunması ve davacının zarar miktarının bu şekilde, dava tarihindeki rayiçler üzerinden hesaplanması gerekir. Eskale yolu ile değer kaybı hesabının yapıldığı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı … mahkemeye verdiği 08.10.2004 günlü dilekçesinde, istediği gecikme tazminatı miktarlarını açıklamıştır. Bu miktarlar davacıyı bağlar. HUMK’nın 74. maddesi hükmünce, hakim her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka şeye hüküm kuramaz. Sözleşmenin 9. maddesinde “iş bitiminin gecikmesi halinde (bu süre iki ayı aşarsa) geciken her ay için yüklenici arsa sahiplerine beher ev için o günün şartlarında eşit değerdeki evin kirası kadar para ödemeyi kabul ve taahhüt eder” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, bilirkişiler tarafından sözleşmedeki bu düzenleme de dikkate alınarak davacının verdiği 08.10.2004 tarihli dilekçedeki miktarlar aşılmamak kaydıyla gecikme tazminatının hesaplanması gerekir. Mahkemece HUMK’nın 74. maddesi gözardı edilerek, davacının 08.10.2004 tarihli dilekçesinde istediği miktardan daha fazla gecikme tazminatına hükmedilmiş olması hatalı olmuştur.
4-Mahkemece bilirkişi raporunda üç bağımsız bölümün tamir-boya, bakım gideri olarak belirlenen 15.000,00 TL de hüküm altına alınmıştır. Oysa dava dilekçesinde tamir-boya, bakım gideri veya eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedeli ile ilgili bir istem bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde bu yönde bir istem bulunmadığından ıslah yolu ile eksik ve kusurlu işler bedelinin istenmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ıslah dilekçesi ile istenen 15.000,00 TL’lik bu istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi de doğru olmamıştır.
5-Davacı vekili dava dilekçesinde 1.000,00 TL istekte bulunmuş, 24.03.2006 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile bu miktarı 182.533,00 TL daha artırmıştır. Mahkemece kabul edilen 139.703,87 TL’ye dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından davalı kooperatife gönderilen 16.12.1998 tarihli ihtarnamede miktarı belirtilmiş bir alacak istenmemiş olduğundan, anılan ihtarname davalıyı temerrüde düşürücü nitelikte değildir. O halde, davada ıslah ile talep edilen miktar yönünden ıslah tarihinden önce davalı usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği halde, ıslah ile talep edilen alacağa ıslah tarihi yerine dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da doğru olmamıştır.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2., 3., 4. ve 5. bentler uyarınca kararın davalı yüklenici kooperatif yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 29.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.