YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3451
KARAR NO : 2009/3974
KARAR TARİHİ : 29.06.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup, davacı yüklenici şirket, sözleşme uyarınca kendisine devredilen arsa payı üzerine davalı arsa sahibi lehine konulan inşaat teminat ipoteğinin terkinini talep etmiş, davalı arsa sahibince davacının edimlerini yerine getirmediğinden talebin yersiz olduğu savunulmuş, mahkemece dava tarihi itibariyle davacı üzerine kayıtlı bağımsız bölüm kalmadığı, bu bağımsız bölümlerin daha önce ipotekle yüklü olarak satıldığı, dolayısıyla davacının artık ipoteğin terkini talebinde bulunmasında hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 24.04.2001 tarihinde, düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı çekişmesizdir. Anılan sözleşmenin 8. maddesi uyarınca, davacı yükleniciye arsa sahibince devredilecek arsa payı üzerine inşaat teminat ipoteği konulması kararlaştırılmış, daha sonra da kurulacak ipoteğin ne suretle kaldırılacağı ve aşamaları gösterilmiştir. Davanın tarafları belirtilen hükümle bağlıdırlar. Dosya kapsamında mevcut 07.07.2003 günlü ve tapuda düzenlenen resmi senetle yukarıda ifade edilen teminat ipoteğinin kurulduğu sabittir. Davacının kendisine isabet eden arsa paylarını satmış olması da davalı arsa sahibinin sözleşmeyle kendisine karşı yüklendiği edimleri ortadan kaldırmaz. Tapuların devredilmesi sözleşmenin de devri anlamına gelmez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2007/15-296 E., 2007/289 K. 23.05.2007 T.). Davacı yüklenicinin tapuda arsa payı devri yaptığı kişilere sözleşmedeki hak ve borçlarını da devrettiği iddia ve ispat olunamadığına göre, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu açıktır.
Şu halde mahkemece davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek, uyuşmazlığın esasına girilip, toplanacak deliller çerçevesinde sözleşmede öngörülen ipoteğin fekki koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi ve sonucuna göre bir hükme varılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 29.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.