Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/5965 E. 2010/470 K. 02.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5965
KARAR NO : 2010/470
KARAR TARİHİ : 02.02.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, taraflar arasında düzenlenen 03.09.1999 tarihli sözleşmeden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici davalı iş sahibine verdiği teminat mektubunun iadesini ve bu mektubun haksız yere iade edilmemesi nedeniyle ödediği banka komisyon bedellerinin tahsilini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenici sözleşme konusu edimlerini ifa ettiğini ancak ibraz ettiği kesin teminat mektubunun kendisine iade edilmediğini ileri sürerek …Şubesi’nden verilen 04.08.1999 günlü mektubun iadesini, iade mümkün olmadığı takdirde iptâlini istemiştir. Yanlar arasında düzenlenen sözleşmenin 15. maddesinin ikinci bendinde kesin teminat mektubunun iade koşulları düzenlenmiştir. Bu hükme göre teminat mektubunun iadesinin istenebilmesi için işin tamamlanması ile geçici ve kesin kabullerin dava dışı Koray ve davalı iş sahibi tarafından yapılması ve bu işe ait vergi ve sosyal sigorta primleri ile varsa sair mali yükümlülüklerinin ve kanuni borçların davacı tarafından ödendiğinin belgelendirilmesi ile borcu yoktur belgesinin davalı iş sahibine ibrazı gerekmektedir. Nevar ki davacı yukarıdaki hükümde öngörülen iade koşullarını sağlamadan eldeki mevcut davayı açmış bulunmaktadır. Nitekim işte halen dahi ayıpların bulunduğu ve bunların davacı yüklenici tarafından giderilmediği saptanmış olduğu gibi iade ön koşulu olarak sözleşmede belirtilen SSK ilişiksizlik belgesinin de yargılama sırasında temin edilerek dosyaya sunulabildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla dava tarihinde davacının kesin teminatının iadesini isteme koşulları mevcut bulunmadığından bankaya ödenen komisyon bedellerinin davalıdan talep edilebilmesi mümkün değildir. O halde komisyon bedeli ile ilgili istemin tamamen reddi yerine kısmen kabulü doğru olmamıştır. Yine aynı sebeplerle davalı, teminat
mektubunu gerek işteki ayıplar gerekse de ilişiksizlik belgesinin ibraz edilmemesi nedeniyle davacıya iade etmemekte dava tarihi itibariyle haklı olduğundan aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi de yerinde görülmemiştir.
Bunun yanında her ne kadar taraflar arasında dava tarihine kadar kesin kabul işlemi gerçekleştirilememiş ise de yargılama sırasında mahallinde keşif de yapılmak suretiyle bilirkişi kurulundan alınan raporla işin son durumu ve tüm ayıpları belirlenmiş, bu suretle kesin kabul incelemesi mahkemece gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Raporda işin teslim edildiği, halen kullanıldığı ancak 6.900,52 TL tutarında ayıplı işin mevcut olduğu bildirilmiştir. Yukarıda işaret edildiği gibi davacı yanca SSK ilişiksizlik belgesi de dosyaya ibraz edilmiş durumdadır. Şu halde teminat mektubunun iadesi için gerekli koşulların yargılama sırasında oluştuğu anlaşılmakla 6.900,52 TL ayıp bedelinin teminat mektubu tutarından mahsubu ile kalan tutarın davacıya iadesine karar verilmesi yerinde olacaktır.
Değinilen hususlar dikkate alınmaksızın eksik ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi