Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/7418 E. 2010/1159 K. 02.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7418
KARAR NO : 2010/1159
KARAR TARİHİ : 02.03.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkin olup, ıslahla sebepsiz zenginleşme sebebiyle alacak davasına dönüştürülmüştür. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Uyulan Dairemizin 22.01.2008 tarihli ilâmında davalının poliste alınan ifadesinin HUMK’nın 236/son maddesi gereğince mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğu belirtildikten sonra bu ikrarın hüküm ifade etmesi için diğer delillerle doğrulanması gereğine işaret edilmiş, davalı da isticvap edilip beyanı alındıktan ve akdî ilişki konusunda diğer deliller toplanıp tanıklar da dinlendikten sonra akdî ilişkinin varlığının kanıtlanması halinde işin esasının incelenerek davanın sonuçlandırılması gerekçesiyle ve eksik incelemeden bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak davalı isticvap edilmiş ve gösterilen tanıklar dinlenmiştir. Bir kısım davacı tanıkları da bazı işlerin davacı tarafından yapıldığı ve bedelinin onun tarafından ödendiği konusunda beyanda bulunmuşlardır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre bozmada belirtilen hususlar lehine olan taraf için kazanılmış hak oluşturacağından bozma uyarınca işlem yapılması gerekir. Davalının polisteki ifadesi davacı tanıkları , …, … ve …’nın beyanları ile desteklenmiş olduğundan yanlar arasında akdî ilişki kurulduğunun kabulü zorunludur. Bu durumda mahkemece adı geçen tanıklar da hazır edilmek suretiyle, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak mahallinde tanıkların beyan ve yer göstermelerine göre sözleşmenin kapsamı ve işlerin yapıldığı tarihler saptandıktan sonra yapılan işlerin Borçlar Kanununun 366. maddesi hükmünce yapıldığı yıl serbest piyasa rayiçlere göre bedelinin bilirkişiye hesaplattırılması ve bu miktardan davalının kanıtladığı ödemeler mahsup edildikten sonra kalan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu davanın reddi doğru olmamıştır.
Öte yandan dava, akdî ilişkinin kanıtlanamaması başka bir anlatımla davalının davalı sıfatının bulunmaması nedeniyle reddedilmiş olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesine göre vekille temsil olunan davalı yararına maktu vekâlet ücreti tayini gerekirken nispi vekâlet ücreti takdir edilmesi de kabul şekline göre usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 02.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.