Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/2073 E. 2011/2079 K. 05.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2073
KARAR NO : 2011/2079
KARAR TARİHİ : 05.04.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 30.07.1999 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davacı ile dava dışı … ve …’ın hissedarı bulundukları 85 pafta 1039 ada 3 nolu parsel üzerine inşa edilen yapının kâl’i, davalının müdahalesinin men’i ve ecrimisilin ödetilmesi isteminden kaynaklanmış olup, mahkemece inşaatın kâl’i ile davalının müdahalesinin önlenmesine ilişkin verilen karar mahkemece 15.01.2010 tarihinde kesinleştirilmiş ise de davalı kooperatife çıkartılan tebliğat parçasından kooperatif başkanı İsa Kılıç’ın tebligatı almaktan imtina ettiği, evrakın muhatabın kapısına yapıştırılmadan muhtara verilmiş olduğu, bu haliyle usulsüz bir tebliğ sözkonusu olduğundan ve davalı vekilince 25.01.2010 tarihli temyiz dilekçesinde öğrenme tarihi 20.01.2010 olarak belirtilmiş olmakla temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilip, mahkeme kararının kesinleştirilmesine dair kararının kaldırılarak süresinde kabul edilen temyiz istemi incelendiğinde:
Dava konusu 3 nolu parsel davacı ile … ve …’ın da hissedarı olduğu yapının kâl’ine ilişkindir. MK’nın 692. maddesi uyarınca ortak taşınmazın üzerinde önemli bir tasarrufta bulunulabilmesi tüm hissedarların oybirliği ile verecekleri karara bağlı olup mahkemece hissedarlara çıkartılan tebligat üzerine adı geçenler yargılamaya katılmamışlar ve davaya muvafakat ettiklerini de açıklamamışlardır. Bu haliyle muvafakat istemine karşı çıktıklarının kabulü gerekmektedir. Davacı hissedarın tek başına açtığı bu davanın kural olarak dinlenilmesi mümkün bulunmamaktadır. O halde, öncelikle
dava şartının yerine getirilmesi bakımından kâl’e karşı çıkan diğer hissedarlar aleyhine dava açılarak bu dava ile birleştirilmesi gerekir. Dava açıldığı takdirde ise ilgili belediyeden inşaatın durumu sorulup, yasal hale getirilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalı, inşaatın yasal hale getirilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması halinde diğer hissedarların davaya karşı çıkmaları haklı kabul edilemeyeceğinden men’i müdahale ve kâl istemi kabul edilmelidir. İnşaatın yasal hale getirilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması halinde ise yasal hale getirilmesi için talebi var ise davalı kooperatife gerekli yasal ve inşai işlemleri yapmak bakımından yetki ve uygun bir mehil verilmeli, bu mehil sonunda inşaat yasal hale getirilmediği takdirde men’i müdahale ve kâl kararı verilmeli, inşaat yasal hale getirildiği takdirde ise davanın reddine karar verilmelidir. Ancak herhalükarda yasal olmayan bir inşaat yapmakla davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden mahkeme masraf ve vekâlet ücretinden davacı sorumlu tutulmamalıdır.
Mahkemenin kabul şekline göre ise müdahalenin önlenmesi kararının ne şekilde infaz edileceğine dair hüküm yetersiz olup, infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Kararda bilirkişi raporuna ekli sarı boya ile çevrili olarak gösterilen 243,33 m2’lik kısımdan men kararı verilmiş ise de bu parselin alanı belirtilen miktardan çok fazla olduğu gibi alan içinde birden fazla yapının mevcut olduğu ve bu haliyle hangi bölümlerde men kararı verildiği, hangi yapıların kâl’ine karar verildiği anlaşılamamaktadır. HUMK’nın 388 vd. maddeleri gereğince verilen kararın hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde ve infaz kabiliyetine haiz olması gerekir. Verilen kararın infaz kabiliyetine haiz olmadığı ortadadır. Belirtilen sebeplerle usul ve yasaya uygun düşmeyen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 05.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.