YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2504
KARAR NO : 2010/5258
KARAR TARİHİ : 13.10.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile Dikili İcra Müdürlüğü’nün 2007/5069 Esas sayılı dosyasında davalının 3.084,00 TL asıl alacağa itirazının iptâli ile takibin anılan tutar yönünden devamına, fazlaya ilişkin kısmın reddine; asıl alacağın %40’ı olan 1.233,00 TL inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Mahkemece, bilirkişi incelemeleri sonucu davacının hakettiği sözleşme dışı iş bedeli tutarı saptanmış olduğu halde, davası kabul edilen asıl alacağın %40’ı oranında davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmü gereğince, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için anılan Yasa hükmünde öngörülen tüm koşulların birlikte gerçekleşmiş olması ve bu kapsamda alacağın takip borçlusu davalı tarafından hesaplanabilir yani likid olması zorunludur. Hükmedilen asıl alacak bilirkişi incelemesi sonucu mahkemece belirlendiğine göre; alacak, likit değildir. Bu sebeple, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olması doğru olmadığından kararın, davalı yararına bozulması gerekir ise de; mahkemece düşülen bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
3-Davacı vekilinin temerrüt faizine yönelik temyiz itirazları incelendiğinde ise; davacının bu itirazında haklı olduğu görülmektedir. Çünkü, davacı uyuşmazlık konusu alacağın ödenmesi için Dikili Noterliği aracılığıyla davalıya gönderip 20.02.2007 tarihinde tebliğ ettirdiği 14.02.2007 tarihli ihtarnamesiyle, davalıya 3 gün ödeme süresi vermiş ve davalı 23.02.2007 tarihinde borçlu temerrüdüne düşürülmüştür. Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi gereğince, davalı usulünce borçlu temerrüdüne düşürülmüş olmasına ve işlemiş temerrüt faizi de takip konusu yapılmış olmasına göre, dosya kapsamındaki 20.06.2009 tarihli bilirkişi raporunda doğru olarak hesaplanmış olduğu üzere; temerrüt tarihi ila icra takip tarihi olan 24.09.2007 tarihleri arasındaki süre için %29 oranına göre hesaplanan 521,92 TL işlemiş temerrüt faizi tutarı üzerinden de takip borçlusu davalının itirazının iptâli gerekir. Mahkemece, bu hususun gözden kaçırılması bozma nedeni ise de; düşülen bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle kararın hüküm fıkrasının “asıl alacağın %40’ı olan 1.233,00 TL inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa ödenmesine” içerikli ikinci bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve ayrıca üçüncü bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasının “davanın kısmen kabulüyle Dikili İcra Müdürlüğü’nün 2007/569 E.sayılı dosyasında davalının 3.084,00 TL asıl alacağa itirazının iptâli ile takibin anılan tutar yönünden devamına, fazlaya ilişkin kısmın reddine” içerikli birinci bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve yerine “Davanın kısmen kabuyüle Dikili İcra Müdürlüğü’nün 2007/569 takip sayılı dosyasında takip konusu yapılan 3.084,00 TL asıl alacak ile takip konusu işlemiş temerrüt faizinin 521,92 TL tutarındaki kısmı üzerinden takip borçlusu davalının vâki itirazlarının iptâline, icra takip tarihinden itibaren geçerli olmak ve değişen oranlar da gözetilmek suretiyle %20 oranını aşmamak üzere asıl alacağa avans faizi uygulanmasına; fazlaya ilişkin talebin reddine” cümlesinin yazılmasına ve kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 13.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.