YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3146
KARAR NO : 2010/3577
KARAR TARİHİ : 22.06.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup davacı iş sahibi davalı yüklenicinin üstlendiği edimini ayıplı olarak ifa ettiğinden bahisle uğradığı zararın tazminini talep etmiş, davalı yüklenici davaya yanıt vermemiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı iş sahibi vekili, davalı yüklenici şirket tarafından davacıya hitaben düzenlenen 09.05.2006 tarih ve 37771 numaralı kapalı faturadan anlaşılacağı üzere müvekkiline ait tesise arıtma cihazı montaj ve bakımını yaptırdığını, ancak davalının hatalı montaj ve bakımı nedeniyle tesiste oluşan aşırı su sarfiyatı nedeniyle zarara uğradığı beyanla tazminat isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili fatura tarihi ile parelel olarak işin kendilerine 09.05.2006 tarihinde teslim edildiğini belirterek bu tarihten sonra su faturalarının önceki dönemlere kıyasla aşırı miktarda artması karşısında, bu artışın sebebinin belirlenmesi amacıyla mahallinde mahkeme marifetiyle tesbit yaptırdıklarını bildirmiştir. Gerçektende Çarşamba Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/25 Değişik İş sayılı dosyasında mahallinde yapılan keşif sonucu makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle, su kaybından doğan zararın hatalı montaj ve bakım işinden kaynaklandığı, drenaj boruları dışarıdan bakılınca akış görülemeyecek şekilde monte edildiğinden su kaçağının verdiği zararın görülmediği ifade edilmiştir. İzah edilen şekliyle eserde gizli bir ayıbın bulunduğu anlaşılmaktadır.
BK’nın 362/III. maddesi hükmünce eserde var olduğu sonradan anlaşılan gizli ayıbın öğrenilir öğrenilmez yükleniciye ihbarı gerekir. Aksi takdirde iş sahibi eseri kabul etmiş sayılır. Gizli ayıbın bu şekilde derhal ihbar edilmesi halinde iş sahibinin zamanaşımı süresi boyunca BK’nın 360. maddesinden kaynaklanan haklarını dava yoluyla ileri sürmesi mümkündür.
Somut olayda davacı iş sahibi gizli ayıbın varlığını 31.07.2007 günlü tesbit bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edildiği 14.08.2007 tarihinde öğrenmiş ise de aynı rapor davacının istemi doğrultusunda yatırdığı masraf kullanılarak davalı yükleniciye de tebliğe gönderilmiştir. Tesbit raporunun tebliğe gönderilmesi ayıp ihbarı iradesinin varlığını gösterir. Nitekim rapor ve tesbit evrakı 06.08.2007 tarihinde, henüz davacıya tebliğ işlemi gerçekleşmeden davalının faturasında gösterdiği adrese ulaşmışsa da aynı adreste kalan başka bir kişi faaliyette bulunduğundan tebligat yapılamamıştır. Davacı bununla da yetinmeyerek 27.08.2007 tarihinde gönderdiği ihtarnamesi ile tesbit raporundan da bahsederek yeniden ayıp ihbarında bulunmuş ve oluşan zararlarının ödenmesini istemiş, bu ihtar da aynı nedenle tebliğ edilememiştir. Anılan her iki işlem de davacının ayıp ihbarı yönünde üzerine düşen yükümlülükleri BK’nın 362/III. maddesinde öngörülen sürede yerine getirdiğini göstermektedir. Esasen davalı yanın, davacının ayıp ihbarında bulunmadığına ilişkin herhangi bir şekilde ve herhangi bir aşamada savunması da bulunmamaktadır.
Bu itibarla davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek toplanacak deliller çerçevesinde bir hükme varılması gerekirken ayıp ihbarının süresinde yapılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 22.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.