YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3499
KARAR NO : 2010/5262
KARAR TARİHİ : 13.10.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Söke İcra Müdürlüğü’nün 2009/350 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı …’in davalı … hakkında adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde; 4.000,00 TL alacağının tahsilini istediği ve takip borçlusu davalının süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da, bir yıllık hak düşürücü nitelikteki süresi içinde açılmış olduğu saptanmıştır.
Davacı, marangoz olan davalı ile dairesindeki mutfak dolapları, gardrop, vestiyer, kapılar gibi marangozluk işlerini yapmak üzere, sözlü anlaştıklarını; ancak, iş bedelinin tamamını ödemiş olmasına karşın işi eksik bıraktığını ve hakettiği iş bedeli tutarının 4.000,00 TL olduğunu ve fazla ödediği 4.000,00 TL’nin iadesi gerektiğinden takip ve dava konusu yaptığını ileri sürmektedir.
Davalı vekili, yanlar arasındaki akdî ilişkinin varlığını kabul ederek müvekkilinin yaptığı işlerin bedelinin tamamını alamadığını ve davalının toplam ödemesinin 8.000,00 TL olduğunu ve bu miktardaki iş bedelinin hakedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Yanlar arasında yazılı sözleşme yapılmadığı çekişmesizdir. Ancak, az yukarıda açıklanan işlerin yapımı için yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğu tarafların kabulündedir. Yanlar arasındaki akdî ilişki, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmü gereğince, niteliğince bir eser sözleşmesi olup; davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Borçlar Kanunu’nun 364. maddesi hükmü uyarınca, yanlarca iş bedelinin ödenmesine ilişkin bir düzenleme kararlaştırılmamış ise, yüklenici işin teslimi zamanında iş bedelini isteyebilir. İşin teslim edilerek iş bedelininn hak edildiğini ve istenebilir olduğunu yüklenici; iş bedelinin istenebilir olmadığını veya tamamen ya da kısmen ödenmiş olduğunu iş sahibi yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir.
Yanlar arasında iş bedelinin tutarı çekişmelidir. Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi gereğince, önceden yanlarca iş bedeli kararlaştırılmamış ya da yaklaşık olarak kararlaştırılmış olması ve iş bedelinde de uyuşmazlık bulunması durumunda mahkemece, bilirkişi aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu iş bedelininn tutarı, işin yapıldığı zamandaki serbest fiyatlara göre belirlenir. Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden ve yeterli araştırma yapılmadan ve uygulama yeri olmadığı halde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 230 ve izleyen maddeleri uygulanarak davanın reddi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; uzman bilirkişi aracılığıyla yerinde keşif yapılmak suretiyle, az yukarıda açıklandığı üzere; Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmünde öngörülen “yasal yönteme” uygun şekilde davalı yüklenici tarafından yapılan işin bedelinin saptanması ve yapılan 8.000,00 TL ödemenin dikkate alınmasıyla belirlenecek iş bedeli tutarıyla mahsubu yapılarak davalının davacıdan fazla iş bedeli alıp almadığının ve dolayısıyla iadesi gereken miktarın tespiti ile varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.