YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4144
KARAR NO : 2011/3245
KARAR TARİHİ : 01.06.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış; mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı vekili, yanlar arasında “sözlü” olarak yapılan sözleşme gereğince, davalı şirketin binasına; projesine uygun şekilde granit ve mermer imalâtı ile döşenmesi işini yüklendiğini; davalının avans olarak 10.000,00 TL ödemede bulunduğunu ileri sürerek, bakiye 41.523,00 TL’nin davalıdan tahsilini dava etmiştir.
Davalı vekili, yanlar arasında akdi ilişki bulunmadığını; akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu davacı tarafın HUMK’nın 288 ve devamı maddelerince yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, banka havalesiyle davacıya gönderilen 10.000,00 TL bedelin davalı ile dava dışı 3. bir şahıs arasındaki ilişki nedeniyle 3. şahsın talebi doğrultusunda davacı şirkete gönderilen para olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davada, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdi ilişki, BK’nın 355. madde hükmünde tanımlandığı üzere; niteliğince, bir eser sözleşmesidir. HUMK’nın 288 ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince, somut olayda yanlar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu davacının yasal ve yazılı delille kanıtlaması gerekir. Davalı iş sahibi tarafından davacı yüklenici şirkete Ziraat Bankası …-… Şubesi aracılığıyla 02.08.2007 tarihinde 10.000,00 TL tutarındaki paranın havale edildiği çekişmesizdir. Davacı, bu miktardaki kısmi ödemenin yanlar arasındaki sözleşme gereğince, iş bedeline mahsuben “avans” niteliğinde ödenmiş olduğunu ileri sürdüğü halde; davalı taraf, yukarıda açıklanan nedenlerle ve davacı iddiasının aksine, üçüncü kişinin talimatı üzerine ödenmiş olduğunu savunmaktadır. BK’nın 457 ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince, havale talimatında ödeme sebebi gösterilmemiş ise, havale yoluyla yapılan ödemenin mevcut bir borca mahsuben yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Davalı taraf, havale yoluyla ödeme yaptığını kabul etmiş olduğu halde, savunduğu ödemenin sebebini yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Davalı tarafından açıklanan nitelikteki ikrarı, “bağlantısız bileşik ikrar” niteliğindedir. Bağlantısız bileşik ikrarda; ikrar edenin, ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen olay arasında hiçbir bağlantı yoktur. Çünkü, ikrara yeni bir vakıa eklenmiş olur. Alınan paranın ya da yapılan ödemenin başka bir borç nedeniyle verildiğini ileri süren tarafın bu hususu yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Somut olayda ise; yukarıda açıklandığı üzere, davalı belirtilen savunma sebebini kanıtlayamamıştır. İş bedelinin kısmen de olsa yükleniciye ödenmiş olması, eser sahibi ile yüklenici arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğuna dair ikrar niteliğindedir (HUMK.236.m.). Bu yasal nedenlerle, yanlar arasında konusu yukarıda açıklanan “sözlü eser” sözleşmesinin yapılmış olduğunun kabulü gerekir.
BK’nın 364. maddesi hükmü gereğince, eser bedelinin ödenmesine ilişkin yanlar arasında değişik bir düzenleme kararlaştırılmamış ise; işin yapılarak eser sahibine teslim edildiğini ve onun tarafından da kabul olunduğunu ve hakedilen iş bedelinin istenebilir olduğunu yasal delillerle yüklenici; iş bedelinin tamamen ya da kısmen ödendiğini veya istenebilir olmadığını da eser sahibi yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidirler.
Mahkemece, işin esası da incelenerek deliller toplanmış ve bilirkişi incelemesi de yapılmıştır. Ancak, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan 24.03.2008 tarihli bilirkişi raporunda da; mahkemece, yaptırılan inceleme sonucu sunulan 17.11.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da, yanlar arasında iş bedelinin tutarı da uyuşmazlık konusu olduğu halde, iş bedelinin tutarının işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre hesaplanmış olduğuna ilişkin bir açıklık bulunmamaktadır. Oysa, BK’nın 366. maddesi hükmü gereğince, eser bedelinin taraflarca önceden kararlaştırılmamış veya yaklaşık olarak kararlaştırılmış olması ve iş bedelinin tutarında da uyuşmazlık bulunması halinde; uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre mahkemece belirlenmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, gerektiğinde yerinde uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılmak ya da rapor sunan bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak suretiyle BK’nın 366. maddesi hükmüne uygun şekilde yüklenici davacının hakettiği iş bedeli tutarının belirlenmesi ve yasal delillerle kanıtlanan davalı ödemelerinin mahsubunun yapılması ve sonuçta davacının istenebilir alacağının saptanması durumunda, davalıdan borçlu temerrüdünün oluştuğu tarihten itibaren değişen oranlar da gözetilerek avans faiziyle birlikte tahsiline karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 01.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.