YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4500
KARAR NO : 2010/6236
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve sayılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili Avukat … …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava yanlar arasındaki eser sözleşmesine dayalı olarak açılmış; davalı tarafından sözleşmenin haksız feshi sebebiyle 50.000,00 TL kâr kaybına ilişkin maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece verilen 04.03.2004 tarih 2002/257 E. ve 2004/190 K. sayılı davanın reddine dair önceki hüküm, davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesi sonucu Dairemizin 12.05.2005 günlü, 2004/4188 E. ve 2005/2981 K. sayılı ilâmıyla bozulmuş ve mahkemece bozma ilâmına uyulmuştur. 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıklandığı üzere; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o ilâmda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Çünkü, bozma ilâmına uyulması ile taraflar yararına usulî kazanılmış hak doğar. Bozma ilâmında; özetle, yanlar arasındaki sözleşmenin davalı iş sahibi kooperatif tarafından feshinin haklı nedenlere dayanmaması halinde davacı yükleniciye sözleşmenin feshi nedeniyle yapılmasına imkân tanınmayan işler bakımından kâr kaybı talebinde bulunabileceği açıklanmıştır. Mahkemece, toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucu davalı kooperatifin sözleşmenin feshinde tamamen kusurlu olduğunun kabulü isabetli olmuştur. Ancak, kâr kaybının hesaplanmasında BK’nın 356. maddesinin yollamasıyla aynı Yasanın 325. maddesi hükmünde öngörülen yasal yönteme uyulmamıştır.
BK’nın 356/I. maddesinin yollama yaptığı aynı Kanunun 325. maddesindeki yöntem, “kesinti yöntemi”dir. Kesinti yöntemine göre, somut olayda, davacı yüklenicinin yapılmayan sözleşme konusu işlerden ötürü mahrum kaldığı kârın hesaplanabilmesi için yapılmayan işin sözleşmenin feshi tarihindeki bedeli saptandıktan sonra; bu bedelden yüklenicinin işi tamamlamaması nedeniyle sağladığı tasarruf, bu süre içinde başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kâr; başka bir iş bulmaktan kasten kaçınmışsa kazanacağı miktar tespit ettirilip, yapılmayan iş bedelinden çıkarmak suretiyle bulunan miktarın “olumlu zarar” kapsamında kâr kaybı olduğunun kabulüyle davalıdan tahsiline karar vermek gerekir. Oysa hükme dayanak alınan 03.11.2006 tarihli bilirkişi kurulu raporu “kesinti yöntemi”ne uygun değildir, çünkü, davacı yüklenicinin başka bir iş yapıp yapmadığı ya da başka bir iş yapmaktan kasten kaçınıp kaçınmadığı araştırılmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan şekilde kesinti yöntemine uygun olarak bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmak suretiyle alınacak gerekçeli ve denetime elverişli rapor ve toplanan deliller birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.