YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5186
KARAR NO : 2011/6959
KARAR TARİHİ : 28.11.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davada iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vâki itiraz üzerine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatı ödetilmesi istenmiş, mahkemece kabule dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-İş sahibi ile yükleniciler arasında düzenlenen 15.08.2003 günlü sözleşme kapsamı çekişme konusu değildir. Davacı yüklenicilerden alacağı temlik alan; davalı ise iş sahibidir.
Dava konusu icra takibine konu alacak 15.08.2003 tarihli mimarlık hizmetleri tip sözleşmesi ile 20.05.2004 tarih ve 15023 numaralı faturaya dayalıdır. Sözleşme, fatura ve takip talepnamesinde yazılı alacaklar aynı tutardadır. Daha önce iş sahibince yükleniciler aleyhinde açılan Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/570 Esas 2005/129 Karar sayılı kesinleşen kararında, yüklenicilerin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdikleri, dolayısıyla iş sahibinin ödediği 11.700,00 TL’nin istirdadını isteyemeyeceğine hükmedilmiştir. Mevcut davada ise anılan ödeme tutarı, tüm iş bedelinin tahsili istemini içeren takip konusu alacaktan mahsup edilmeden karar verilmiştir. Oysa önceki davada da iş sahibince ödenen bedelin sözleşmeye mahsuben yapılan ödeme tutarı olduğu saptanmıştır. Şu halde mahkemece ödeme tutarının mahsubu ile kalan bedelin tahsiline yönelik şekilde itirazın iptâline karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Bunun yanında alacağın daha önce açılan menfi tespit ve istirdat davası kesinleşmeden icra takibine konu yapıldığı ve borçlunun da takibe itirazında kısmen haklı çıktığı anlaşılmakla likid nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından alacak için icra inkâr tazminatı isteminin İİK’nın 67. maddesinde öngörülen yasal koşullar oluşmadığından reddi yerine kabulü de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 28.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.