Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/5443 E. 2010/6367 K. 24.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5443
KARAR NO : 2010/6367
KARAR TARİHİ : 24.11.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, maddi tazminatın tahsili istemiyle açılmış, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davada, Konya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/697 Değişik İş sayılı dosyası üzerinden davacı tarafından yaptırılan delil tespiti sebebiyle yapıldığı ileri sürülen 550,15 TL delil tespiti giderinin de dava konusu yapılarak davalıdan tahsilinin istendiği ve mahkemece de belirtilen delil tespiti giderlerinin asıl alacak kapsamında davalıdan tahsiline karar verildiği görülmektedir. 22.03.1976 tarih, ve 1/1 Sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı gereğince, davanın açılmasından önce, HUMK’nın 368-374. maddeleri uyarınca yapılan delillerin tespitine ilişkin giderler, aynı Kanun’un 413-426. maddelerinde yer alan yargılama giderlerinden sayılacağından; bu tür giderler dava konusuna ilave edilemez; ancak, yargılama giderleri kapsamında değerlendirilebilir. Bu hukuksal nedenle, mahkemece dava dosyası kapsamında delil tespiti giderleriyle ilgili bilgi ve belge de bulunmadığı halde, istenen delil tespiti giderlerinin dava konusu kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, davacı tarafından davalıya gönderilen ve 28.04.2009 tarihinde tebliğ olunan 17.04.2009 tarihli ihtarname ile alacağın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 2 gün içinde ödenmesi istendiği ve buna göre davalı 01.05.2009 tarihinde borçlu temerrüdüne düşürülmüş olduğu halde mahekemece, davası kabul edilen alacağa 28.04.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması da doğru değildir.
Borçlar Kanunu’nun 360. maddesi hükmü uyarınca, davalı yüklenici tarafından yapılan işin kabul edilemeyecek derecede ayıplı olması sebebiyle ödenen iş bedelinin davacıya iadesine karar verilmiş olduğuna göre; davalı tarafından davacının aracına takılan dört adet enjektörün davalıya iadesine karar verilmesi gerektiği hususunun mahkemece gözden kaçırılmış olması da isabetli olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.