YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5492
KARAR NO : 2010/6360
KARAR TARİHİ : 24.11.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerince düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahipleri menfi tespit ve istirdat isteminde bulunmuşlar, mahkemece davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davalılar … ve … tarafından davacılar aleyhine başlatılan icra takibinde herhangi bir yazılı kanıta dayalı olmaksızın elektrik tesisatı yapımına ilişkin olduğu ileri sürülen imalât bedelinin tahsili istenmiştir. Davacılarca süresinde itiraz edilmeyen icra takibinin kesinleşmesi üzerine İİK’nın 72. maddesi uyarınca eldeki menfi tespit ve istirdat davası açılmış ve esas itibariyle davalılarla aralarında herhangi bir akdî ilişki bulunmadığı, dava konusu edilen imalâtın dava dışı bir başka yükleniciye yaptırıldığı iddia edilmiştir.
Taraflar arasında var olduğu davalı yanca ileri sürülen akdî ilişkinin mahiyeti eser sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmelerinde yüklenici öncelikle akdî ilişkiyi kanıtlayarak işi yapıp teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini kanıtlamalıdır. Somut uyuşmazlıkta davacılar tarafından icra takibine konu edilen sözleşme ilişkisi inkâr edildiğine göre bilhassa talep konusu edilen miktar dikkate alındığında davalıların akdî ilişkiyi HUMK’nın 287 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Belirtilen akdi ilişkinin kanıtlanması amacıyla tanık dinlenebilmesi için hakimin HUMK’nın 289. maddesi uyarınca davacılara HUMK’nın 287 ve 288. madde hükümlerini hatırlatarak tanık dinlenmesine açık muvafakatlarının olup olmadığını sorması ve izin vermeleri gerekmektedir. Dosya kapsamındaki bilgilere göre davacıların bu şekilde alınmış bir açık muvafakatları bulunmadığına göre dinlenilen tanık beyanları esas alınıp bu beyanlara değer verilerek akdî ilişkinin kanıtlandığından söz edilebilmesi mümkün değildir.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; davalılara akdî ilişkiyi kanıtlamaları hususunda yazılı bir delil sunamamaları karşısında delil listelerinde yemin deliline de dayandıklarından akdî ilişkinin kanıtlanması yönünden davacılara yemin teklifine hakları olduğu hatırlatılıp sonucuna göre, akdî ilişkinin kanıtlanması halinde işin bedelinde uyuşmazlık bulunduğundan BK’nın 366. maddesi gereğince işlerin yapıldıkları tarihteki serbest piyasa rayiçleriyle bedelinin uzman bilirkişi marifetiyle hesaplatılması ve bulunacak bu bedel doğrultusunda hüküm tesis edilmesi, akdî ilişkinin yemin yoluyla dahi kanıtlanamaması halinde davacıların istemlerinin kabulü yoluna gidilmesi olmalıdır.
Değinilen hususlar dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ;Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 24.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.