YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/637
KARAR NO : 2011/2786
KARAR TARİHİ : 09.05.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat …… ile davalı vekili Avukat …… geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 10.02.2006 tarihli atıksu yapım sözleşmesi uyarınca davalıya teminat olarak verilen ve icra takibine konulan 31.000,00 TL’lik senetten dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemiyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne ve %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Takibe konulan senet atıksu sisteminin sözleşmesine uygun biçimde yapılıp teslim edilmesini temin amacıyla düzenlenmiştir. Davalı iş sahibi tarafından icra takibinden önce sistemde eksikliklerin bulunduğu iddiasıyla açılan dava sonucu bir kısım eksikliklerin bedelinin yükleniciden tahsiline karar verilmiş, bununla ilgili olarak hükmolunan bedel 26.07.2007 tarihinde yani dava konusu icra takibinden ve davadan sonra ödenmiştir. Ödeme yapıldıktan sonrada davalı iş sahibi yaptığı icra takibinden feragat etmiştir. Takip tarihinden önce yükleniciden alacaklı bulunan davalı iş sahibinin icra takibini kötüniyetle yaptığı ve bu davanın açılmasına da neden olduğundan sözedilemeyeceğinden mahkemece %40 icra inkâr tazminatına hükmolunması ve davalının masraf ve vekâlet ücretiyle sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmekte ise de düşülen bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendindeki “%40 icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine” ibaresinin karardan çıkartılarak yerine “şartları oluşmadığından davacının %40 icra inkâr tazminatı isteminin reddine” cümlesinin yazılmasına, hükmün 2. ve 3. fıkralarında yer alan “harcın ve yargılama giderlerinin davalıdan alınmasına ve davacıya verilmesine” ibaresinin çıkartılmasına, yerlerine “davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin, 4. fıkrasının tamamen karardan çıkartılarak yerine “davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden davacı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına ve kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 09.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.