YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/750
KARAR NO : 2010/4244
KARAR TARİHİ : 21.07.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı TMSF vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat Murat Teber ile davalı TMSF vekili Avukat …. Diğer davalılar gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
21.06.2007 ve 04.07.2007 tarihlerinde borçlular …, … ve … Ltd. Şti.’ne ait olduğu ileri sürülerek haczedilen mallar hakkında davacı tarafından istihkak iddiasıyla dava açılmış, mahkemece her iki davanın da kabulüne dair verilen karar davalı TMSF vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece mahcuzların davacı elinde haczedildiği kabul edilerek sonuca varılmış ise de haciz uygulanan işyerinin davalı borçlu şirketin Ticaret Sicilinde kayıtlı olan evvelki adresi olduğu, haciz sırasında borçlu şirkete ait üç oda dolusu evrak ve ticarî defterlerin ele geçirildiği, davalı …’in borçlu şirketin işçisi olarak çalışıyor gözüktüğü anlaşılmaktadır. Dairemizde daha önce incelenen 2009/6188 E. ve 2010/1040 K. sayılı dosyada da davalı … ve Behiye’nin evlerinde yapılan hacizle ilgili olarak açılan davada bu kişilerin oturdukları meskenin davacı şirket tarafından kendilerine lojman olarak tahsis edildiğine ilişkin iddianın kabul edilmediği görülmektedir. Öte yandan mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan faturaların mahcuzlarla ilgisi olmadığı belirtilmiş olup,
15.H.D.
2010/750
2010/4244
her ne kadar ikinci defa alınan bilirkişi raporunda aksi görüş belirtilmiş ise de adî şekilde düzenlenen faturaların her zaman temini mümkün bulunmakla tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde her iki haczin de borçlu elinde yapıldığı, mahcuzların borçlulara ait olduğu ve aksinin davacı yanca ispatlanamadığı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle sabit olmayan her iki davanın da reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde hüküm tesisi ve ayrıca davalı TMSF harçtan muaf olduğu halde harçla yükümlü tutulması doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı TMSF yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı TMSF’ye verilmesine, 21.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.