Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/1602 E. 2012/2665 K. 19.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1602
KARAR NO : 2012/2665
KARAR TARİHİ : 19.04.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …… geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, 08.09.2005 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, sözleşmenin davalı yanca haksız olarak feshedildiğinin tesbiti, el konulan kesin ve avans teminat mektuplarının iadesi, haksız fesih ve alacaklarının zamanında ödenmemesi sebebiyle uğranılan müspet ve menfi zararların tahsili, haksız yapılan ceza kesintilerinin iadesi ve ödenmeyen iş bedeli alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. İş bedeli ile ilgili talep 17.06.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle 1.802.022,80 TL’ye yükseltilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Sözleşme fesih ile sona ermiş olup açılan bu davada tasfiye kesin hesabı çıkartılmış, hükme esas alınan bilirkişi kurulu ek raporunda davacı yüklenicinin 1.179.513,56 TL alacaklı olduğu hesaplanmış ve mahkemece bu ek rapora itibar edilerek imalât bedeli alacağına hükmedilmiştir. Davacı yüklenicinin aldığı avanstan çok fazla iş yaptığı ve alacaklı bulunduğu anlaşıldığından verdiği avans mektuplarını davalı iş sahibinin elinde tutmaya devam etmesinin dayanağı kalmamıştır.
Bu durumda sözleşme konusu iş nedeniyle davalıya verilen ve talep edilen avans teminat mektuplarının davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu bu talebin reddi doğru olmamıştır.
3-Hüküm altına alınan iş bedeli alacağı sözleşmeden doğmuştur. Sözleşmede kesin vade bulunmadığı gibi davadan önce alacaklının yöntemine uygun ihtarı ile borçlu temerrüde düşürülmemiştir (BK.mad.101). Bu halde kabul edilen alacağın dava dilekçesinde belirtilen kısmına dava, ıslahla arttırılan bölümüne ıslah harcının yatırıldığı 17.06.2010 tarihinden faiz uygulanması gerekirken ıslahla artırılan bölüm için 11.06.2007 tarihinden faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Öte yandan ıslahla dava değeri 1.802.022,80 TL’ye çıkartılmış olup, dava 1.179.513,56 TL iş bedeli alacağı yönünden kabul edildiğinden reddolunan 622.509,24 TL kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre vekille temsil olunan davalı yararına nispi vekâlet ücreti verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.
Belirtilen sebeplerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlere göre kabulü ile hükmün 2. bent uyarınca davacı, 3. bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, 900,00’er TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 19.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.